NASRETTİN HOCA FIKRALARI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
NASRETTİN HOCA FIKRALARI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ekim 2026 Perşembe

BENİ TERS GÖMÜN



Nasreddin Hoca bir gün evde otururlarken karısına: 

– "Hanım iyi dinle, size vasiyetimdir. Ben öldüğümde beni baş aşağı gömün" demiş. 

Karısı şaşırmış:

 – "Hoca o ne demek? Neden böyle bir şey istiyorsun" demiş. 

Hoca ciddi bir şekilde: 

– "Yarın öbür gün kıyamet koparsa her şey ters düz olacak. O zaman ben de düz olarak ayağa kalkabilirim,"

11 Mayıs 2026 Pazartesi

DOSTLAR ALIŞVERİŞTE GÖRSÜN

Nasreddin Hoca zaman zaman pazarda yumurta satar. Yumurtayı satar satmasına da, dokuzunu bir akçeye alırken; onunu aynı fiyata satar. Herkes bu alışverişten Hoca’nın kazancının ne olduğunu merak eder ve;

- “Yahu Hocam, iyi hoş da sen bu alışverişten ne kazanıyorsun, zararına bu iş yapılır mı?” deyince 

Hoca; 

-“Ne yapalım dostlar, ziyan da faydadandır, yeter ki dostlar alışverişte görsünler.” der

ÖLÇÜ BOZULACAK

Günün birinde pazara gidecek olan Hoca’ya hanımı; 

-“Hoca Efendi, bana pazardan bir elbiselik alıver.” deyince 

Hoca da; 

-“Hanım, ne kadar olsun?” diye sorar. 

Hanım kollarını açınca, Hoca Efendi de kendi kollarını açarak bir uzunluk belirler ve pazara doğru koşmaya başlar. O sırada Hoca’nın karşısından bir tanıdığı gelince 

Hoca; 

-“Arkadaş, çekil yolumdan, yoksa bizim ölçü bozulacak.” deyiverir.

2 Nisan 2026 Perşembe

AT NALI


Camide vaaz vermekte olan Hoca'ya:

- "Hocam, at nalını evimizin kapısına asarsak uğur getirir mi?" diye sormuşlar.

Hoca:

- "Zannetmiyorum. O nallardan her atta dört tane var, ama bütün gün kamçı yiyip duruyor." demiş

HOCANIN ATIŞI

 

Nasreddin Hoca bir gün ok atma yarışına girmiş. İlk atışı karavanaymış, ama hiç bozuntuya vermeden:

— "Bu, bizim subaşının atışıdır." demiş.

İkinci atışı da boşa gidince:

— "Bu da, bizim kadı efendinin atışıydı." diye eklemiş.

Üçüncü atışında tesadüfen tam isabet kaydedince göğsünü kabartmış:

— " Bak İşte bu da Nasreddin Hoca'nın atışı" demiş.

4 Şubat 2026 Çarşamba

SUYUNUN SUYU

Bir gün hiç tanımadığı bir yabancı konuk olur Hocaya; beraberinde birde kesilmiş, temizlenmiş tavşan getirir hocaya. Hoca bir güzel pişirir tavşanı ve misafirine ikram eder. Orta yere bakır sini kurulur,
Hep birden etrafına oturulur. Hem  yer hem de sohbet ederler. Ertesi gün misafir kalkar gider.

Akşam üstü başka bir konuk gelir;

-"Tavşan getirenin komşusuyum" der.

Hoca bu adamı da buyur eder. Tavşanın suyuna bir çorba yapar; Adam çorbayı yer, ertesi  günü kalkar gider, gelir  başka bir komşusu veya tavşan getirenin bir akrabası. Gittikçe sıklaşır bu misafirler; Fakat bu iş Hoca'nın canına tak eder. 

-"Tavşansa tavşan, der, anladık ama, Bu kadar da yük olunmaz adama."

Tavşan getirenin komşular gidip gidip gelmededir; Bir sefer tam beş kişi birden gelir.
Hoca bu konukları da karşılar; Adamlar şöyle derler Hoca ya:

-"Hani tavşan getiren vardı ya, komşusunun komşusuyuz biz onun."

Hoca: 

-"Ya! der, buyurun!"

Akşam olur, sofra kurulur yine; Bir tas konur sofranın üzerine: Kuyu suyu ile dolu bir koca tas.
Konuklar bu, işten bir şey anlamaz. İçlerinden biri tasa eğilir; Sorar: 

-"Hocam bu nedir?"

Hoca hemen yapıştırır:

-"Bu, tavşanın suyunun suyudur."

6 Eylül 2025 Cumartesi

DÜŞEN KAVUK

Hoca'nın komşusu;

-"Ya hocam, dün akşam sizin evden bir gümbürtü geldi, hayırola?"

Hoca;

-"Hiç!  Sadece hanımla biraz tartıştık, kavuğum merdivenlerden yuvarlandı," demiş. 

Komşu:

-"Hocam, hiç kavuktan bu kadar ses çıkar mı?" diye sormuş.

Hoca:

-"Ya anlasana içinde ben de vardım!" demiş

3 Haziran 2025 Salı

KARŞILAMAYA GELMİŞ

Günün birinde Hoca eşeğine biner ve komşu köydeki bir ahbabını ziyarete gider. Orada epeyce bir hâl hatır ettikten sonra izin ister ve tekrar evinin yolunu tutar. Yolu üzerinde karşılaştığı sözde muzibin biri; 

-“Aman Hocam, iki kardeş nereden gelip nereye gidiyorsunuz?” der. 

Hoca kendinin eşek yerine konulduğunu anlayınca hemen cevabını verir:

- “Aman efendim, bunu bilmeyecek ne var, ağabeyimizin geldiğini duyduk, biz de onu karşılamaya geldik.”

1 Mayıs 2025 Perşembe

CENNET İLE CEHENNEM DOLANA KADAR

Adamın biri Nasreddin Hoca’yla sokakta karşılaşır. 


-“Hoca Efendi, sen görmüş geçirmiş ve okumuş bir adamsın, bilirsin. İnsanlar ne zamana kadar ölecekler?” diye sorar. 


Hoca, şöyle bir sakalını sıvazladıktan sonra; 


-“Be adam, bunu bilemeyecek ne var? Cennet ile cehennem dolana kadar.” deyiverir.

ÖKÜZ


Günün birinde ciritçiler cirit oynamak için Hoca’yı meydana davet ederler. Hoca da at yerine bir öküze biner ve meydana varır. Hoca’nın bu hâlini gören herkes bir taraftan güler, bir taraftan da;

-“Hocam, hiç öküz koşar mı, niye ata binmedin?” deyince

Hoca;

-“Dostlar, niçin gülersiniz, ben bunun buzağı iken koştuğunu gördüm, onun için bununla geldim.” der.

4 Mart 2025 Salı

BİR GRAM BAL İÇİN BİR KAÇ KİLO ODUN

 

Bir dostu Nasreddin Hoca’ya birkaç kilo keçi boynuzunu hediye getirir ve;

-“Hocam, çam sakızı çoban armağanı, bizim oralarda olanlardan sana hediye getirdim.” der.

Hoca, keçi boynuzlarını ve dişlerini şöyle bir kontrol ettikten sonra;

-“Sağ ol komşu, bir gram bal için bir birkaç kilo odun yiyemem.” der.

5 Şubat 2025 Çarşamba

GÖNLÜ RAZI OLMAMIŞ

 

Eşeği ile kasabaya alışverişe giden Nasreddin Hoca; evinin aylık ihtiyacı kadar erzak alıp, kocaman bir çuvala yerleştirmiş ve çuvalı da sırtına alarak eşeğine binmiş. Yolda giderken Hoca’yı gören köylüler seslenmiş.


– “Ey Hoca, çuvalı niye kendi sırtına aldın?”


Hoca;

– “Ne yapayım? Zavallı hayvan zaten beni taşıyor, çuvalı da ona taşıtmaya gönlüm razı olmadı, demiş.

1 Ekim 2024 Salı

AKIL SIR ERMİYOR

Nasreddin Hoca bir gün yolda yürürken iki yüz akçe parasını kaybetmiş. Kaybettiği parasını bulamayan ve çok üzülen Hoca, “ne olur bulunsun” diye dua etmiş.

Aynı zamanda yaşadığı şehrin en zenginlerinden biri uzak diyarlarda bir yerde çıktığı gemi yolculuğunda kötü bir fırtınaya yakalanmış ve “Eğer kurtulursam Nasreddin Hoca’ya iki yüz akçe para vereceğim” diye adak adamış.

Kötü fırtınadan kurtulan adam  gelip bu parayı Hoca’ya vermiş. Hoca şaşırmış ve:

– "Ey Allah'ım! Ben parayı nerede yitirdim, nerden çıktı. Gerçekten de sana akıl sır ermiyor," demiş.

7 Nisan 2024 Pazar

CUMAYA KADAR ANCAK GİDERİM

 


Nasreddin Hoca günün birinde Akşehir’de pazarı dolaşmaya başlar. Bir taraftan pazarda gezerken, bir taraftan da tanıdıklarıyla sohbet eder. Bu arada da komşu köylerin birinden birkaç köylü ile karşılaşır. Köylüler Hoca’ya;

-“Hoca Efendi, bir cuma vakti bizim köye kadar gelseniz de sizin arkanızda bir namaz kılsak!” derler.

Bunun üzerine Hoca;

-“Neden olmasın, bu hafta geleyim!” der.

Nasreddin Hoca ertesi gün eşeğine binerek köyün yolunu tutar. Olacak bu ya, yolu üzerinde eski dostlarından biriyle karşılaşır. Selamlaşıp hoşbeş edildikten sonra tanıdığı, Hoca’ya sorar:

-“Hayırdır Hocam, nereye gidersin böyle?”

-“Filanca köye cuma namazı kıldırmaya gidiyorum.”

-“Ama Hocam, bugün günlerden salı. . . Cumaya daha üç gün var.”

Hoca, bir yandan eşeğinin boynunu sıvazlar, bir yandan da eski dostuna cevap verir:

-“Vallahi komşu, sen bu eşeğin huyunu suyunu bilmezsin; ben bununla o köye cumaya kadar ancak giderim.”

AYAKLARINI DÖRDE ÇIKARMAK


Nasreddin Hoca’dan hoşlanmayan komşularından birisi günün birinde onun önünü keserek;
- “Hoca Efendi, senin için ‘Evliya oldu, erdi’ diyorlar. Doğrusu inanmadım, eğer kerametin varsa benim dört ayaklı eşeğimi iki ayaklı yap da inanayım.” der. 

Adamın sözlerine sinirlenen Nasreddin Hoca; 

-“Be adam, ben eşeğin ayaklarını dörtten ikiye indirebilir miyim, bilmem. Fakat sen biraz daha konuşursan senin ayaklarını dörde çıkarabilirim.” der.

2 Eylül 2023 Cumartesi

ALLAH'IN RAHMETİ


Günün birinde bardaktan boşanırcasına yağmur yağmaktadır. Elbette yağmur yağdığı vakit ya koşulur, ya da bir yerlere sığınılır. Nasreddin Hoca da yağmurun yağışını ve sokakların yalnızlığını pencereden seyrederken bir de bakar ki yağmurdan kaçan bir adam. Hoca biraz dikkatli baktığında bunun bir komşusu olduğunu anlar ve pencereyi açarak;

-“Komşu, komşu, utanmıyor musun, niçin Allah’ın rahmetinden kaçıyorsun?” deyince adam koşmayı bırakır ve yavaş yavaş evine doğru gider. Bu arada adamın da ıslanmadık yeri kalmaz.

Ertesi gün hava yine yağmurludur. Bu defa Hoca Efendi alışveriş için sokağa çıkmıştır. O, işini bitirip de hızlı adımlarla evine doğru giderken bir gün önceki komşusunun evinin önünden geçer. Bu sefer komşusu;

-“Hoca Efendi, Hoca Efendi, sen dün bana ‘Allah’ın rahmetinden kaçılmaz. ’ demiştin; bak şimdi kendin kaçıyorsun.” deyince, Hoca komşusuna doğru döner ve;

-“Be adam! Ben Allah’ın rahmetinden kaçmıyorum, Allah’ın rahmetini çiğnememek için koşuyorum.” der.

ADAM OLMANIN YÖNTEMİ

Günün birinde Hoca'nın da içinde bulunduğu topluluktan birisi; 

-“Hocam, adam olmanın yöntemi nedir?” deyince; 

Hoca Efendi; 

-“Canım, bunu bilmeyecek ne var, elbette kulaktır.” der. 

Fakat Hoca, arkadaşlarının "kulaktır" cevabından pek bir şey anlamadıklarını anlayınca açıklama yapma gereğini duyar: 

-“Herhangi bir adam konuşurken onu can kulağı ile dinlemeli; bu arada kendi ağzından çıkanı kendi kulağı duymalıdır.”

1 Aralık 2022 Perşembe

AY ALIP SATMAMIŞ

 

Nasreddin Hoca bir gün pazarda dolaşırken yanına bir adam yaklaşır ve; 

-“Hocam, bugün ayın kaçı?” der. 

Hoca, adamın kendisiyle dalga geçtiğini anlamış olmalı ki; 

-“Arkadaş, bugünlerde hiç ay alıp satmadım, bilmem.” cevabını verir.

EŞEĞİN AYAKLARI

 

Nasreddin Hoca’dan hoşlanmayan komşularından birisi günün birinde onu yolu üzerinde durdurur ve bilmiş, bilmiş konuşmaya başlar:


 -“Hoca Efendi, senin için ‘Evliya oldu, erdi’ diyorlar. Doğrusu inanmadım, eğer kerametin varsa benim dört ayaklı eşeğimi iki ayaklı yap da inanayım.” der.


 Adamın sözlerine sinirlenen Nasreddin Hoca;


 -“Be adam, ben eşeğin ayaklarını dörtten ikiye indirebilir miyim, bilmem. Fakat sen biraz daha konuşursan senin ayaklarını dörde çıkarabilirim.” deyiverir.

 

1 Kasım 2022 Salı

ÇEŞMEYİ NEDEN TIKAMIŞLAR

Bir yaz günü öğle sıcağında Nasreddin Hoca, komşu köye gitmektedir. Bir yandan güneş tepeden yakar, bir yandan da susuzluk içini kavurur. Dili damağına yapışmak üzere iken yolu bir çeşmeye uğrar. Olacak bu ya, adamın birisi de ‘su boşa akmasın’ diye çeşmenin oluğuna ağaç parçası tıkamıştır. Hoca, oluğu tıkayan ağaç parçasına var gücüyle asılır, asılır, bir iki denemeden sonra tıpayı çıkarıverir. Çıkarır çıkarmasına da çıkarmasıyla birlikte basınçlı su Hoca’nın üstünü başını ıslatır. Bütün bu olan bitenlere kızan Nasreddin Hoca, suyun karşısına geçerek;

-“Boşuna tıkamamışlar senin ağzını... Demek ki, hak etmişsin!” der.