30 Temmuz 2010 Cuma

İT BALIKLARI;

“Ağa Emerika'ya Kılay'nan güleşmiye çağırdılar. Haman Keveng'in gölüne bir dumdum Ağdenizden çıhdım. İki gulaçda Cebelitarığı geçdim. Ohyanusda yüzirem bir bahdım arhamdan "hav hav" sesleri... Bir de ne dönim ağa, it balıhlari! Beni epeyce guvaladılar, bahdım yoriliram, döndüm ve yaradana sığındım bir bağırarah oooooşşt dedim, hepsi savuşdular.”

GÖZİ:

Teyo Kore Harbindedir. Kurşunlar havada vızır vızır ederken: "Hele bahim nevolir?" der ve başını siperden çıkarır. Çıkarır çıkarmaz da bir kurşun kulağının dibinden "vız" diye geçer. Teyo sinirlenir:

- “İtoğluitler! Vula demillerçi atirih ama ya deger herıfın gözi kor olursa!"

BİRDE VAPUR:

Birgün gahvede oturiram,telefon çaldi. Pehlivan seni isdiller diye seslendiler. Gahdım bahdım, ariyan bizim Kars Valisi:

-Pehlivan Sarıkamış’da denize bir cip düştü! Biz uğraştık ama çıkaramadık. Buradakiler de “ bu cipi denizden çıkarsa çıkarsa Hasankale’li Teyo Pehlivan çıkarır. “Allahını seversen gel bize yardım et” diye yalvardi.

Bunun üzerine gahdım bindim ata. Gettim Sarigamış’a. Atladım denize, suya bir dumdum, cip suyun dibinde. Bir goluma cipi tahdım, öteki golumunan da gulaç atmaya başladım ve cipi sudan çığartdım. Ama gardaş cip bene çok ağır geldi. Tikkatli bahdım ne görim. Megerse cipe bir de vapur tahılmış.

30 Haziran 2010 Çarşamba

DİREKLER

Kurtuluş Savaşı yılları.. Doğu cephesi ile telefon görüşmesi
birden kesilir. Arıza ekibi Erzurum'dan yola çıkar kontrol ede
ede Teyo'nun tarlasına bir gelirler ki yüz elli telefon direği yerde,
Teyo hışımla ekin biçiyor.
- “Pehlİvan kolay gelsin de.. Direkler?”
- “Ola oğul cepheye gidecağam dedim ambu tarlayi da biçim ele gidim. Ferginde degilem demah tırpana denk gelmiş!”

YA BİZİM EVLER:

İsmet Paşa ile Çörçil poker oynamaktadır. Seyircileri de Teyo Pehlivan!
İsmet Paşa elindeki kartlara güvenerek:
- “Türkiye’ye”, dedi
Teyo hemen atıldı:
- Paşa neyidirsen?.. Ya Erzürüm.. Ya Hasangalasi?.. Ya bizim evler?!
Paşa utandi oynamahdan vaz geçti.

22 Mayıs 2010 Cumartesi

DEMİ MOORE ÖPÜŞÜMDEN TANIRMIŞ

Teyo Pehlivan anlatıyor:


-”Bir Gün galadan belediye otobüsüyle Amerikaya gidirem. Bir bağtım yolda Demi Moore’un arabasının tekeri patlamış. Neyse gardaş. İndim aşşaği, bir dekke sürmedi lastigi tamir ettim. Bunun üzerine Demi, beni yemeğe davet etti. Bende gıramadım getdım. Demi teşekkür için beni yanağımdan öpdi. Bende onu yanaklarından öpdüm. Demi, bir daha öper misen,dedi. Neyse bende birdaha öptüm. Demi bana, sen Doğulusun bir daha öp bakayım; bende öptüm. İkinci kez öptüğümde; Demi, seni tanır gibiyem, Ula sen Erzurumlu’san. Üçüncü öpüşümde Demi bu kez Vallahi ben seni tanıdım, Sen galali Teyo Pehlivansan,” dedi. ”Vallahi bende şaşırdım. Demi beni üçüncü öpüşte tanıdı.

HOSTESLERİ DÜŞÜNMÜŞ

Hasankale’de koyu bir sohbet var. Teyo Pehlivan da masada. O sıralarda bir iş için uçakla Ankara’ya gidecek olan biri Teyo Pehlivan’a takılarak :

- “Pehlivan gel seni de uçakla götüreyim.”

Teyo alaycı bir ifadeyle cevap verir:

- “ Oğlum, sen daha anan garnındayken ben uçağınan gezirdim, bak bir keresinde gine uçağa binmişem ele elimi de camdan çıkarmışam, bir baktımki bitene gartal, hemen elimi uzattım, yakaladım aldım gartalı içeri. Ola bi baktım, hostesler nasıl cıvılir, nasıl cıvılir. Neyse bende gorkutmiyim zavallı gızları dedim ve bıraktım gartali, uçtu.”