5 Ağustos 2026 Çarşamba

Erzurumda üniversite okumakta olan genç kaldığı evin yakınlarında bir bakkala giderek bakkala;

-"Pardon bakarmısınız rica etsem şurdan iki ekmek alabilirmiyim?" der.

Bakkal:

-"Ne yalvarirsan gardaş, iste verağ." diye cevaplar.

GUŞLUĞU BEŞ GEÇİR

Erzurum insanı memleketini eskiden beri, para kazanmak maksatlı süreli olarak terk eder. Erzurum'da ise eşi ve çocukları yolunu bekler. Evine dönüşünde hane halkı tarafından bayram ilan edilir. Evin herifi evine dönmüştür ve evin hanımı, kocasının gurbetten getirdiği kol saatini koluna takıp sokağa çamaşır asmaya çıkar. Bir yandan yıkadığı çamaşırları asar ve kolundaki saati sergiler. Yeni saati gören komşusu kadına saatin kaç olduğunu sorar.

Saatin rakamlarından çok görüntüsü ile ilgilenen, kocası gurbetten dönen kadın;

-"Guşluği beş geçir" diye cevap verir.

6 Temmuz 2026 Pazartesi

MEVZUAT


Sürekli değişen muhasebecilik kurallarından sıkılan iki  muhasebeci karşılaştıklarında biri diğerine sormuş:

- "Bir daha dünyaya gelirsen hangi işi yapmak istersin?"

- "İmamlık," demiş arkadaşı.

Nedenini sorunca da şu cevabı vermiş;

- "Mevzuat hep aynı, hiç değişmiyor ki."


YAZAR

Kahvede ihtiyarlar oturmuş boş keseden cömertçe atıyorlardı, hiç konuşmayan birisi nihayet konuşmaya karar vererek ağzını açtı;

- "Benim büyük oğlanın maşallahı var, yazdıklarını on binlerce kişi okuyor."

Çevredekiler merakla baktı, çok etkilendikleri belli idi.

- "Ne işle meşgul, yazar filan mı?"

- "Tabelacı."

1 Haziran 2026 Pazartesi

KIRIK YUMURTA

İstanbul'da yaşayan Kayserili bir ailenin küçük çocuğu mahalle bakkalına yumurta almaya gitmiş ;

— "Yumurtanın tanesi kaç kuruş amca? diye sormuş

Bakkal:

— "Tanesi 30 kuruş, ama şurada 6 tane kırık yumurta var, onların tanesini 10 kuruştan veririm" demiş.

Çocuk sakince bakkala;

— "O zaman zahmet olmazsa bana oradan 4 tane daha yumurta kır! demiş.

TAKSİMETREYİ KAPAT

          

Kayserili bir yolcu İstanbul'da taksiye binmiş. Araç Bağlarbaşı'ndan Üsküdar'a aşağı inerken freni patlamış. Şoför büyük bir panikle direksiyona yapışarak:

— "Beyefendi yandık, durduramıyorum! Fren patladı! Sıkı tutun" diye bağırmış.

Kayserili yolcu  şoföre seslenmiş:

— "O zaman taksimetreyi kapat bari, boşuna yazmasın!" 

 

11 Mayıs 2026 Pazartesi

DOSTLAR ALIŞVERİŞTE GÖRSÜN

Nasreddin Hoca zaman zaman pazarda yumurta satar. Yumurtayı satar satmasına da, dokuzunu bir akçeye alırken; onunu aynı fiyata satar. Herkes bu alışverişten Hoca’nın kazancının ne olduğunu merak eder ve;

- “Yahu Hocam, iyi hoş da sen bu alışverişten ne kazanıyorsun, zararına bu iş yapılır mı?” deyince 

Hoca; 

-“Ne yapalım dostlar, ziyan da faydadandır, yeter ki dostlar alışverişte görsünler.” der

ÖLÇÜ BOZULACAK

Günün birinde pazara gidecek olan Hoca’ya hanımı; 

-“Hoca Efendi, bana pazardan bir elbiselik alıver.” deyince 

Hoca da; 

-“Hanım, ne kadar olsun?” diye sorar. 

Hanım kollarını açınca, Hoca Efendi de kendi kollarını açarak bir uzunluk belirler ve pazara doğru koşmaya başlar. O sırada Hoca’nın karşısından bir tanıdığı gelince 

Hoca; 

-“Arkadaş, çekil yolumdan, yoksa bizim ölçü bozulacak.” deyiverir.

2 Nisan 2026 Perşembe

AT NALI


Camide vaaz vermekte olan Hoca'ya:

- "Hocam, at nalını evimizin kapısına asarsak uğur getirir mi?" diye sormuşlar.

Hoca:

- "Zannetmiyorum. O nallardan her atta dört tane var, ama bütün gün kamçı yiyip duruyor." demiş

HOCANIN ATIŞI

 

Nasreddin Hoca bir gün ok atma yarışına girmiş. İlk atışı karavanaymış, ama hiç bozuntuya vermeden:

— "Bu, bizim subaşının atışıdır." demiş.

İkinci atışı da boşa gidince:

— "Bu da, bizim kadı efendinin atışıydı." diye eklemiş.

Üçüncü atışında tesadüfen tam isabet kaydedince göğsünü kabartmış:

— " Bak İşte bu da Nasreddin Hoca'nın atışı" demiş.

5 Mart 2026 Perşembe

DURALİ

Köylünün biri oğlunu şehirden evermiş. Oğlan bir süre sonra şehre göçmüş. Kendine göre iş bulup çalışıyormuş. Bu arada bir de erkek çocuğu olmuş. Adam hem pazardan masrafını almak hem de torununu görmek için şehre gitmiş. Tabi gelirken heybesini hediyelerle doldurmuş. Her ne yaptıysa gelinine yaranamamış.

 Şehre indiğinde doğruca oğlunun evine gitmiş. Daha eve girerken gelininin memnun olmadığı belli oluyormuş. Odaya geçmişler. Adam torununu kucağına alıp okşarken bir ara gelin:

- "Oğlumun dedesi geldi, gelmeden gidesi geldi," demiş.

Adam çok içlenmiş, öfkelenmiş ama sezdirmemeye çalışmış. O da:

- "Dedesinin adı Durali, bugünde buralı, yarında buralı demiş.”

CİMRİLİKTE SON NOKTA

Epeyce varlıklı bir köylü kendisine bir çift iskarpin almış. Eskiyeceğinden korkarak pek giymezmiş. Bir gün kasabaya giderken köyden çıkıncaya kadar giymiş. Sonra çıkarıp eline almış. Kasabaya yaklaşınca tekrar giymiş. Akşamüzeri kasaba dönüşünde geç kalmış. Gece ayakkabıları eline alıp hızlı hızlı yürürken hava da kararmış. Alacakaranlıkta ayağına kazık batmış. Epeyce de canı yanmış. 

Kanlar içindeki ayağının acısını düşünmeden:

- "İyi ki ayakkabılar ayağımda değildi demiş.”

4 Şubat 2026 Çarşamba

SUYUNUN SUYU

Bir gün hiç tanımadığı bir yabancı konuk olur Hocaya; beraberinde birde kesilmiş, temizlenmiş tavşan getirir hocaya. Hoca bir güzel pişirir tavşanı ve misafirine ikram eder. Orta yere bakır sini kurulur,
Hep birden etrafına oturulur. Hem  yer hem de sohbet ederler. Ertesi gün misafir kalkar gider.

Akşam üstü başka bir konuk gelir;

-"Tavşan getirenin komşusuyum" der.

Hoca bu adamı da buyur eder. Tavşanın suyuna bir çorba yapar; Adam çorbayı yer, ertesi  günü kalkar gider, gelir  başka bir komşusu veya tavşan getirenin bir akrabası. Gittikçe sıklaşır bu misafirler; Fakat bu iş Hoca'nın canına tak eder. 

-"Tavşansa tavşan, der, anladık ama, Bu kadar da yük olunmaz adama."

Tavşan getirenin komşular gidip gidip gelmededir; Bir sefer tam beş kişi birden gelir.
Hoca bu konukları da karşılar; Adamlar şöyle derler Hoca ya:

-"Hani tavşan getiren vardı ya, komşusunun komşusuyuz biz onun."

Hoca: 

-"Ya! der, buyurun!"

Akşam olur, sofra kurulur yine; Bir tas konur sofranın üzerine: Kuyu suyu ile dolu bir koca tas.
Konuklar bu, işten bir şey anlamaz. İçlerinden biri tasa eğilir; Sorar: 

-"Hocam bu nedir?"

Hoca hemen yapıştırır:

-"Bu, tavşanın suyunun suyudur."

1 Ocak 2026 Perşembe

KULAK VE BURUN




Yaşlı kadın doktora gider.

- "Gaz sorunum var, ancak çok şikayetçi de sayılmam. Gaz çıkardığım zaman ne ses çıkıyor, ne de kötü kokuyor. Mesela geldiğimden beri en az yirmi kez gaz çıkardım, ama siz farkına bile varmadınız." der.

Doktor:

- "Bu hapları alın, bir hafta sonra sizi tekrar göreyim".  diye kadını gönderir.

Bir hafta sonra yaşlı kadın kontrole gelir.

- "Doktor Bey bana ne halt verdiniz bilmiyorum ama gaz çıkardığım zaman hala ses çıkmıyor, ama müthiş kötü kokmaya başladı!" der.

Doktor:

- "Çok iyi, burnunuz düzelmiş, şimdi sıra kulaklarınıza geldi'' diye cevaplar.

İKİ BACAK AYNİ YAŞTA

                                                                 

İki yaşlı adam çıktıkları yürüyüşte dertleşiyorlarmış. Biri demiş ki:

- "Şu sağ bacağımdaki romatizma ağrısına artık dayanamıyorum! Ne diye ağrırsa kör olası?"

- "Neden olacak, demiş diğeri. Yaşlılıktan! Bunların hepsi yaşlılık alâmetleri!"

- "Saçma, demiş bacağı ağrıyan. Sol bacağım da sağ bacağım ile aynı yaşta, o neden ağrımıyor?"