4 Eylül 2022 Pazar

BARIŞMIŞLARDIR

Nasreddin Hoca evinin bahçesindeki ağacın gölgesinde namaz saatini beklerken telaşlı bir  şekilde kapısının tokmağına vurulduğunu işitir. Hoca, kapıyı açınca komşusunu görür ve;

-“Buyur komşu, nedir bu telaşın?” deyince komşusu;

-“Sorma Hocam, karımla baldızım saç saça, baş başa dövüşüyorlar.” der.

Bunun üzerine Hoca merakla;

-“Komşu, ayıramadın mı?” deyince, komşusu sızlanarak cevap verir:

-“Ne mümkün Hocam, bırak ayırmayı yanlarına bile yaklaşamadım.”

-“Pekiyi, bu hanımlar ne diye kavga ediyorlar?” deyince komşusu;

-“Bilmiyorum Hocam!” der.

Hoca bir defa daha sorar:

-“Sakın, ‘sen yaşlısın, ben yaşlıyım’ diye kavga etmesinler?” deyince komşusu;

-“Yok Hocam, yok başka bir konuda kavga ediyor olmalılar!” der.

Bunun üzerine Hoca rahat bir şekilde konuyu çözüverir:

-“Komşum, o zaman telaşlanmaya gerek yok! Konu yaş değilse çabucak barışırlar, belki 
de şimdiye barışmışlardır bile.” der.

BAHAR

Hoca ve arkadaşları bahar mevsiminde bir çınarın altında oturmuş, çaylarını içerlerkenaralarından biri Hoca'yı sözüm ona imtihan etmek ister:


-“Yahu Hocam, bu insanlar yaz aylarında sıcaktan, kış aylarında ise soğuktan şikâyet ederler; sizce bu şikâyetin sebebi nedir?”

Hoca bu, hemen cevabını veriverir:

-“Komşu, komşu, sen onlara kulak asma, bak içinde yaşadığımız bahardan hiç hoşnut olmayan var mı? Sen hayatını yaşamaya devam et.”

7 Ağustos 2022 Pazar

AYNİ YAŞTA

 Arkadaşları zaman zaman Nasreddin Hoca’ya takılırlarmış, çünkü onun cevaplarından ders çıkarırlarmış. Gene böyle bir günde Hoca’ya;

-“Hoca Efendi, sen mi büyüksün, yoksa kardeşin mi?” diye sorarlar.

Hoca arkadaşlarının yine kendisine takıldıklarını anlayınca şöyle bir düşündükten sonra gülümseyerek şu cevabı verir:

-“Geçen yıl anneme bu soruyu sormuştum, o da; ‘Kardeşin senden bir yaş küçük.’ demişti. O zamandan bu yana bir yıl geçtiğine göre şimdi aynı yaştayız.”

1 Temmuz 2022 Cuma

ADAM OLMANIN YÖNTEMİ

Hoca'nın da içinde bulunduğu topluluktan birisi;

-“Hocam, adam olmanın yöntemi nedir?” deyince;

Hoca Efendi, adamın nefes almasına bile fırsat vermeden;

-“Canım, bunu bilmeyecek ne var, elbette kulaktır.” der.

Fakat Hoca, arkadaşlarının "kulaktır" cevabından pek bir şey anlamadıklarını anlayınca 
açıklama yapma gereğini duyar:

-“Aa!. . Bunu bilemeyecek ne var? Herhangi bir adam konuşurken onu can kulağı ile 
dinlemeli; bu arada kendi ağzından çıkanı kendi kulağı duymalıdır.”

AYNİ MERDİVEN


Nasreddin Hoca, Akşehir’i ziyaret eden bir papazla tanışır. Papaz, Hoca’nın ününü daha önce duyduğu için onu denemek ister ve;

-“Hoca Efendi, bana söyler misin, Peygamberiniz Hazreti Muhammed Miraç’a nasıl yükseldi?” diye sorar.

Sorudaki inceliği anlayan Hoca da Papaz’a;

-“Papaz Efendi, Papaz Efendi! Sizin Peygamberiniz Hz. İsa göğe yükselmedi mi?”

Papaz şaşkın vaziyette ne diyeceğini düşünürken, Hoca hemen cevabı yapıştırır;

-“Peygamberimiz Hazreti Muhammed, Miraç’a giderken sizin Peygamberiniz Hazreti İsa için hazırlanan merdiveni kullandı.”

1 Haziran 2022 Çarşamba

TEKRAR İNİP BİNSEK Mİ?

Bir makine, bir elektrik, bir de bilgisayar mühendisi arabayla yola koyulmuşlar. Bir süre sonra araba arıza yapmış, kenara çekmişler.
 
Makine mühendisi:

- "Dur ben bir bakayım..." deyip kaputu açmış. 

Motor blokuna, şafta, diğer akşamlara bakıp bir şeyler yapmış, arabaya binmiş. Marşa basmış, araba çalışmamış.


Elektrik mühendisi:

- "Dur bir de ben bakayım."

 Aküye bakmış, kabloları kontrol edip arabaya binmiş. Marşa basmış, araba çalışmamış.

İkisinin de kafası bilgisayar mühendisine doğru dönmüş.

Bilgisayar mühendisi:

- “Eee inip tekrar binsek mi acaba?" demiş.

MEVZUAT


Orta kademe bir bürokrat görevli olarak şehir'den kasaba'ya doğru gidiyormuş.Yol üstünde, sulak ama bataklık bir yerde mola vermiş,  arabasından inerek biraz yürümek istemiş. Nasıl olmuşsa ayağı kayıp bataklığa düşmüş.

-"İmdat, boğuluyorum. Kurtarın beni!" diye bağırmış.

O civardan geçen bir köylü, sesini duyup yaklaşmış. 

Bürokrat;

-"Bataklığa düştüm, kurtar beni!" demiş.

Köylü;

- "Geçmiş olsun" demiş.

Ama kurtarmak için hiç gayret göstermemiş. Hani nerdeyse dönüp gidecek. Bürokrat paniklemiş ister istemez,

-"Lütfen" diye yalvarmış, bir dal uzat. Kurtar beni!"

Köylü, 

-"Olmaz, sen şu anda Hazine toprakları üzerindesin. Hazine malından bir şey almak suçtur!"

-"Sen, dalga mı geçiyorsun" diye bağırmış ağzına dolan çamurlarla bürokrat "Ölüyorum. Kurtar beni!"

Köylü hiç istifini bozmadan cevap vermiş.

-"Ben Hazine'den mal alıp suçlu duruma düşemem. Fakat, seni böyle bırakacak değilim. Gidip muhtara haber vereceğim. O kaymakama, kaymakam da valiyi arar mutlaka. Mal müdürüne talimat verilir. Şayet, Hazine arazisi değilse, İtfaiyeye talimat verir ve seni kurtarırlar..."

-"Yahu" demiş bürokrat, Bunlar oluncaya kadar ben ölürüm."

Köylü gülmüş. 

-"Ben ölmezsin demiyorum ki,  Ölsen de, mevzuata uygun ölürsün!"