17 Şubat 2024 Cumartesi

SEKRETER BEKLENİYOR


Öğretmen öğrencilerine; eğer büyük bir firmanın müdürü olurlarsa ne yapacakları konusunda bir kompozisyon yazmalarını ister. Öğrenciler tüm dikkat ve ciddiyetlerini takınarak yazmaya başlarlar. Ancak aralarından biri yazmaz. Öğretmen fark edince sorar;

– "Neden yazmıyorsun evladım?"

Öğrenci cevap verir.

– "Sekreterimi bekliyorum."

17 Ocak 2024 Çarşamba

HİNDİ

Meşhedi İstanbul'da dükkân açmıştır, İran'ın her konuda en ilerde olduğuna emindir. Başkalarının başarı öykülerinin asla altında kalmaz. Bir dostunun ziyafetine katılır, Kirkor'un mirasa konarak ansızın zengin olması kutlanmaktadır. Önce ortaya kocaman bir hindi gelir. 
Meşhedi sorar:

-"Bana bak Kirkor efendi, bu kuş nedir?"

Sofradakilerden birisi şaşkın açıklar:

-"Ne olacak, hindi!"

-"Hani hindi? İran'ın serçeleri bile bundan büyüktür, kimi kandırıyorsun?"

diye cevabı patlatır.


2 Eylül 2023 Cumartesi

ALLAH'IN RAHMETİ


Günün birinde bardaktan boşanırcasına yağmur yağmaktadır. Elbette yağmur yağdığı vakit ya koşulur, ya da bir yerlere sığınılır. Nasreddin Hoca da yağmurun yağışını ve sokakların yalnızlığını pencereden seyrederken bir de bakar ki yağmurdan kaçan bir adam. Hoca biraz dikkatli baktığında bunun bir komşusu olduğunu anlar ve pencereyi açarak;

-“Komşu, komşu, utanmıyor musun, niçin Allah’ın rahmetinden kaçıyorsun?” deyince adam koşmayı bırakır ve yavaş yavaş evine doğru gider. Bu arada adamın da ıslanmadık yeri kalmaz.

Ertesi gün hava yine yağmurludur. Bu defa Hoca Efendi alışveriş için sokağa çıkmıştır. O, işini bitirip de hızlı adımlarla evine doğru giderken bir gün önceki komşusunun evinin önünden geçer. Bu sefer komşusu;

-“Hoca Efendi, Hoca Efendi, sen dün bana ‘Allah’ın rahmetinden kaçılmaz. ’ demiştin; bak şimdi kendin kaçıyorsun.” deyince, Hoca komşusuna doğru döner ve;

-“Be adam! Ben Allah’ın rahmetinden kaçmıyorum, Allah’ın rahmetini çiğnememek için koşuyorum.” der.

ADAM OLMANIN YÖNTEMİ

Günün birinde Hoca'nın da içinde bulunduğu topluluktan birisi; 

-“Hocam, adam olmanın yöntemi nedir?” deyince; 

Hoca Efendi; 

-“Canım, bunu bilmeyecek ne var, elbette kulaktır.” der. 

Fakat Hoca, arkadaşlarının "kulaktır" cevabından pek bir şey anlamadıklarını anlayınca açıklama yapma gereğini duyar: 

-“Herhangi bir adam konuşurken onu can kulağı ile dinlemeli; bu arada kendi ağzından çıkanı kendi kulağı duymalıdır.”

3 Ağustos 2023 Perşembe

ÜÇ TAVUK


İstanbul'a matematik tahsili için giden genç sömestri tatili için köyüne dönmüştü. Annesi, dört gözle beklediği çocuğu için en güzel hazırlıkları yapmıştı. Özellikle de, oğlunun tavuk sevdiğini bildiği için, nar gibi kızarmış iki de tavuk yapmıştı. Çocuk eve girince büyük bir sevinçle karşıladılar ve anne oğlunun uzun yoldan geldiğini ve çok acıkmış olduğunu düşünerek hemen onları mutfağa aldı. Nar gibi kızarmış tavuklar ise masada, en tok adamın bile iştahını kabartacak şekilde ihtişamlı duruyordu. Baba oğluna sordu:

- "Eee! Anlat bakalım oğlum üniversitede neler öğrendiniz?"

- "Baba, pek çok şey gördüğümüz söylenemez. Fakat bize 'mantık' diye bir konu öğrettiler. Harikulade bir şey! Bak baba, bu mantık sayesinde mesela masada üç tane tavuk olduğunu sana ispatlayabilirim."

Baba büyük bir hayret içerisinde:

-"Yaa! Öylemi! Nasıl ispatlayacaksın?"

- "Bak baba, şu 1. tavuk şu ise 2. tavuk değil mi?"

- "Eveet?"

- "İşte 1, 2 daha 3 eder. O halde masada 3 tavuk vardır."

- "Yaa! Öyle mi!"

Baba büyük paralar harcayarak, büyük umutlarla,  ülkenin en büyük üniversitesine gönderdiği oğlunun böyle saçma sapan şeyler öğrenerek dönmesine canı çok sıkılmıştır ve hanımına dönerek kızgın bir sesle:

- "Bak hanım şu 1. tavuğu sadece sen yiyeceksin. 2.sini de ben yiyeceğim. 3.sünü de oğlumuz yesin."

7 Temmuz 2023 Cuma

BİNDİRDİ

Cumhuriyetin ilk yıllarında ve yeni yönetimin her köşeye hakim olamadığı bir dönemde, tarım ve hayvancılıkla uğraşan, imam atanamamış bir köyde, ahali tarlada geçen vakit içerisindeki öğlen ve ikindi namazlarını kılmazlarmış. Köylülerin arasından, elifi" ve "be" yi bildiğinden, kendini imam olarak atamış kişi ise bu davranışa sessiz kalırmış. Köye döndüklerinde akşam namazını kılar fakat yatsı vaktini beklemek zor gelir, uyur kalırlarmış. Köylü kendisini imam olarak atamış kişiyi, kasabaya göndermiş:

-"Git, müftüye söyle, üç vakit namaz bize çok geliyor, şunu iki vakte indiriversin de yatsıyı da kılmayalım" demesini istemiş.

Kendisini imam olarak atamış kişi eşeğine binmiş ve tam bir gün süren yolu kat ederek kasabaya Varmış ve zar zor müftünün karşısına çıkmış:

-"Müftü Efendi bir maruzatım var!" demiş ve bütün ayrıntısı ile köylünün dileğini müftüye iletmiş.

Duyduklarına inanamayan müftü:

-" Sümme haşa! Namaz beş vakittir, köylüne söyle 5 vakit kılsınlar ve kılmadıklarını kaza etsinler!" demiş.

Gece kuytu bir saçak altında gündüzü bekleyen kendini imam olarak atamış köylü, sabah ezanı ile köyün yolunu turmuş.

Köyde ise köylüler merak içerisinde kendini imam olarak atamış köylünün yolunu gözlüyormuş.
Kendini imam olarak atamış köylü, ses menziline girince, ona hep birlikte bağırmışlar:

-"İndirdi mi, indirdi mi?"

Kendini imam olarak atamış köylü, hayır anlamında elini sallayarak.

-" Ne indirmesi! Bindirdi, bindirdi!" diye seslenmiş.

1 Temmuz 2023 Cumartesi

ORASINI ALLAH BİLİR

 

Şarap yapmak yasaklanmış; sıkı bir kontrolle, şarap yapan yakalandığında ağır cezalar alıyordu. 
Bağ bozumu vakti geldiğinde, Bektaşi üzümlerin suyunu küplere doldurdu. Durumdan haberdar olan Kadı Bektaşinin küpleri başına geldiğinde, hiddetle sordu:

-"Üzüm suyu küplere ne için dolduruldu?"

Bektaşi, yakalanmışlığının telaşı ile cevap verir:

-"Dolduruyorum ki, orada sirke olsun."

Kadı, biraz yumuşayarak yeniden sordu:

-"Sirke dersin ama, ya şarap olursa!"

Kadını yumuşadığını gören Bektaşi:

-"E! Orasını artık Allah bilir," dedi.