5 Kasım 2009 Perşembe

Para

Temel, çalışmak için gittiği şehirden, köye babasına mektup yazar. Klasik mektup cümleleriyle başlayan mektup, şu notla biter:

-"Babacuğum. Acele cevabini bekliyrum. Yalnız, zarfa biraz da para koyarsan iyi olir. Oğlun Temel."

Aradan onbeş gün geçer ve mektubun cevabı gelir. Temel büyük bir heyecanla zarfı açar. İçinden sadece mektup çıkar. Mektubun sonunda da bir not vardır:

-"Oğlum Temel. Sana para göndereceydum. Ama aha bu geri zekali anan zarfi kapatmiş. Bir daha ki sefere evladim. İmza:Buban."

1914 Yılı

Minik Temel'e hocası sormuş:

— "1881’de ne oldu?"

— "Atatürk doğdi."

— "1914’de ne oldu?"

— "Atatürk 33 yaşina basti."

Silah

Bir gün bir Rizeli gecenin bir yarısı; Bursa’dan Mudanya’ya giderken, trafik polisi durdurdu, kontrol yaparken arabayı kullanan Rizeliye;

— "Sende mutlaka silah vardır, göster seni bırakayım." dedi

Rizeli;

— "Polis sen değil misin? Sen ara bul o zaman!"

Sinirlenen memur arabanın bagajı, koltuk altı, torpido gözü vs..arabanın her yerine baktı,baktı..Tabi bir şey bulamadı. Sinir katsayısı artık konuşmalarına yansıyan memur, biraz da tehditkar;

— "Bana silahı çıkar, yoksa fena olur!"

Bunun üzerine Rizeli arkadaş;

— "Allah Allah!! Kardeşim sen Laz mısın?"

Polis;

— "Evet, nereden bildin? Trabzonluyum."

—" Hiiçç, üzerimi aramadın da!"

Saat Kaç?

Temel Amerika'da boksörlüğe soyunur. Bir gün, Mike Tayson ile unvan maçına çıkar. Daha ilk yumrukta Temel yere yıkılır.
Hakem bir, iki, üç dört.. sayarken menajeri de Temel'in kulağına eğilir;

-" Sakın dokuzdan önce kalkma."

Temel hafifden gözlerini aralar ve menajerine;

-" Tamam ula, peçi şimdi saat kaç?"

Şiveden

Temel ve bir zenci trenin kompartımanında iki kişiydiler. Yol uzun olunca konuşmadan çekilmeyeceğini karşılıklı olarak hemen anladılar.Başladılar sohbete, Temel sordu:

- "Siz zenci misunuz?"

- "Evet, nerden anladınız?"

- "Şivenuzden!"

Gözlük

Temel, iş seyahati için Japonya'ya gider. Tokyo sokaklarında dolaşırken gözüne Sony Tower takılır ve içine girip dolaşmaya başlar. Katlardan birinde yeni buluşlar pavyonunda özel bir gözlük satılmaktadır.

— "Ula! Nedir bu?"

Tezgahtar kız;

—" İnsanları çıplak gösteren gözlük, yeni buluşumuzdur."

Temel hemen takar gözlüğü ve kıza bir bakar, kız çırılçıplak. Mağazadaki insanlara bakar herkes çıplak. Hemen bir tane alır, dışarı çıkar. Tokyo sokaklarında takar gözlüğü. Herkes çıplak, çok keyiflenir bizim uşak. Çıkartır gözlüğü herkes giyinik, takar gözlüğü herkes çıplak.

Neyse, gezisi biter Türkiye'ye döner. Trabzon’a gelir evinin yolunu tutar. Kapıyı çalmadan önce takar gözlüğünü, Fadime kapıyı açar çıplak çok hoşuna gider. İçerde yakın arkadaşı Dursun da salonda çırılçıplak oturmaktadır, neşeden basar kahkahayı ve çıkarır gözlükleri fakat oda ne! Gözlerine inanamaz, Fadime de, Dursun da gene çıplaklar. Temel'in tepesi atar;

— "Uyyy Japonlar kazikladu penu, gözlük bozuldi da!"

Masum Mahkûm

Savcı Temel yeni bir hapishaneye atanmış. Küçücük kasaba hapishanesinde mahkumları tanımak için onlarla görüşmeler yapmaya başlamış. Bir tanesi dışındaki tüm mahkûmlar suçsuz olduklarını, haksızlığa uğrayıp hapse düştüklerini anlatmışlar.

O tek mahkûm;

— "Şeytana uyup bir suç işledim, cezamı hak ettim."

Deyince; Temel, hapishane yöneticilerine dönmüş ve emretmiş:

— " Ha bu cünahkarı serbest bırakun, öteçi masum insanların ahlakinı bozmasın da!"