1 Ocak 2023 Pazar

BİLLUR KÂSE



Fuad Paşa, kısa bir süre için fevkalâde yetkilerle Kremlin'e büyükelçi olarak gönderilmiş, bu görevi sırasında, bir kabul resminde kendisini çok güzel ama eğitimi noksan bir Rus prensesi ile tanıştırmışlar. Merasimden sonra kendisine sormuşlar:

—" Nasıl buldunuz prensesi?"

Fuad Paşa bir diplomat gibi değil, içinden geldiği gibi cevap vermiş:

— "İçi sirke dolu billur bir kâse gibi."


KETUM FUAD PAŞA

                             
              
Pek mağrur ve şımarık olan III.Napolyon , Sultan Abdülaziz ile buluşacaktı. Fuad Paşa’da ona refakat için Elize Sarayı’na gelmişti. Fransa teşrifat nazırı, krala vaktin geldiğini hatırlatınca Napolyon, Fuad Paşa’nın orada olduğunu unutup, „Biraz beklesin ,ne çıkar!“ diye çıkışmış;sonra da Fuad Paşa’yı görüp mahçup olmuştu. Telafi için Paşa’ya dönüp:

-"Aman Paşa!Sakın zat-ı şahaneye söyleme!" deyince Paşa taşı gediğine koymuştu.

-"Hiç merak buyurmayın haşmetmeap! Hiç zat-ı şahanenin sizin hakkınızda söylediklerini haber veriyor muyum?"


1 Aralık 2022 Perşembe

AY ALIP SATMAMIŞ

 

Nasreddin Hoca bir gün pazarda dolaşırken yanına bir adam yaklaşır ve; 

-“Hocam, bugün ayın kaçı?” der. 

Hoca, adamın kendisiyle dalga geçtiğini anlamış olmalı ki; 

-“Arkadaş, bugünlerde hiç ay alıp satmadım, bilmem.” cevabını verir.

EŞEĞİN AYAKLARI

 

Nasreddin Hoca’dan hoşlanmayan komşularından birisi günün birinde onu yolu üzerinde durdurur ve bilmiş, bilmiş konuşmaya başlar:


 -“Hoca Efendi, senin için ‘Evliya oldu, erdi’ diyorlar. Doğrusu inanmadım, eğer kerametin varsa benim dört ayaklı eşeğimi iki ayaklı yap da inanayım.” der.


 Adamın sözlerine sinirlenen Nasreddin Hoca;


 -“Be adam, ben eşeğin ayaklarını dörtten ikiye indirebilir miyim, bilmem. Fakat sen biraz daha konuşursan senin ayaklarını dörde çıkarabilirim.” deyiverir.

 

1 Kasım 2022 Salı

ÇEŞMEYİ NEDEN TIKAMIŞLAR

Bir yaz günü öğle sıcağında Nasreddin Hoca, komşu köye gitmektedir. Bir yandan güneş tepeden yakar, bir yandan da susuzluk içini kavurur. Dili damağına yapışmak üzere iken yolu bir çeşmeye uğrar. Olacak bu ya, adamın birisi de ‘su boşa akmasın’ diye çeşmenin oluğuna ağaç parçası tıkamıştır. Hoca, oluğu tıkayan ağaç parçasına var gücüyle asılır, asılır, bir iki denemeden sonra tıpayı çıkarıverir. Çıkarır çıkarmasına da çıkarmasıyla birlikte basınçlı su Hoca’nın üstünü başını ıslatır. Bütün bu olan bitenlere kızan Nasreddin Hoca, suyun karşısına geçerek;

-“Boşuna tıkamamışlar senin ağzını... Demek ki, hak etmişsin!” der.

BİR GRAM BAL İÇİN KİLO İLE ODUN

Bir dostu Nasreddin Hoca’ya birkaç kilo keçi boynuzunu hediye getirir ve;

-“Hocam, çam sakızı çoban armağanı, bizim oralarda olanlardan sana hediye getirdim.” der.

Hoca Efendi, keçi boynuzlarını ve dişlerini şöyle bir kontrol ettikten sonra;

-“Sağ ol komşu, bir gram bal için bir birkaç kilo odun yiyemem.” der.

1 Ekim 2022 Cumartesi

SAVURGANLIĞI SEVMEM

                                                                  
Nasreddin Hoca ateş yakacaktır. Belli ki hanımı da yemek yapma hazırlığındadır. Hoca, 
duvarda asılı olan körüğü alır ve ateşi körüklemeye başlar, işini bitirdikten sonra da körüğün 
ağzını iyice bağlayarak yerine asar. Bütün bu olanlara bir anlam veremeyen Hoca’nın hanımı;

-“Yahu Hoca Efendi, bu körüğün ağzını niçin bağlıyorsun?” der.

Hoca bu, lafın altında mı kalır;

-“Yahu hatun, bunu bilmeyecek ne var? Eğer körüğün ağzını tıkamasam içerisindeki hava uçup gidecektir. Biliyorsun ben savurganlığı sevmem.” der.