30 Mart 2024 Cumartesi

BALIK KAFASI

Temel ile Dursun İstanbul’a gelir ve bir Otele inerler. Otelci, vakit geç olduğu için yiyecek olarak sadece tek bir  balık kaldığını ve bunu paylaşmalarını önerir.

Temel:

-"Ben balığın sadece kafasını yiyeceğim" der. 

Hancı nedenini sorunca da, 

-"Balık kafası zekayı arttırır ve kafayı yiyen insan akıllı olur" der.

Bunu duyan Dursun hemen atılır ve;

-"Balığın kafasını niye sen yiyecekmişsin, onu ben yemek istiyorum" der.

Temel itiraz etmez ve balığın koca gövdesini mideye indirip bir güzel karnını doyurur.

Dursun ise balığın sadece kafasını yer ve sonra Temele dönerek;

-"Sen koca gövdeyi yedin, karnını doyurdun. Ben ise sadece kafayı yedim ve aç kaldım" der.

Temel hemen cevabı yapıştırır; 

-"Bak nasıl akıllandın!'.

6 Mart 2024 Çarşamba

DURSUN'UN ALNINDAKİ KIZARIKLIK


Trabzon'da yeni açılan AVM'de karşılaşan Temel, Dursun'a sormuş;

-“Alnundaki şişluk nedir ula?”

Dursun;

-“Şu ciruşdeki cam kapiyi cördün mi?”

-“Hee!”

-“Ama ben cörmedum da!”

17 Şubat 2024 Cumartesi

SEKRETER BEKLENİYOR


Öğretmen öğrencilerine; eğer büyük bir firmanın müdürü olurlarsa ne yapacakları konusunda bir kompozisyon yazmalarını ister. Öğrenciler tüm dikkat ve ciddiyetlerini takınarak yazmaya başlarlar. Ancak aralarından biri yazmaz. Öğretmen fark edince sorar;

– "Neden yazmıyorsun evladım?"

Öğrenci cevap verir.

– "Sekreterimi bekliyorum."

17 Ocak 2024 Çarşamba

HİNDİ

Meşhedi İstanbul'da dükkân açmıştır, İran'ın her konuda en ilerde olduğuna emindir. Başkalarının başarı öykülerinin asla altında kalmaz. Bir dostunun ziyafetine katılır, Kirkor'un mirasa konarak ansızın zengin olması kutlanmaktadır. Önce ortaya kocaman bir hindi gelir. 
Meşhedi sorar:

-"Bana bak Kirkor efendi, bu kuş nedir?"

Sofradakilerden birisi şaşkın açıklar:

-"Ne olacak, hindi!"

-"Hani hindi? İran'ın serçeleri bile bundan büyüktür, kimi kandırıyorsun?"

diye cevabı patlatır.


2 Eylül 2023 Cumartesi

ALLAH'IN RAHMETİ


Günün birinde bardaktan boşanırcasına yağmur yağmaktadır. Elbette yağmur yağdığı vakit ya koşulur, ya da bir yerlere sığınılır. Nasreddin Hoca da yağmurun yağışını ve sokakların yalnızlığını pencereden seyrederken bir de bakar ki yağmurdan kaçan bir adam. Hoca biraz dikkatli baktığında bunun bir komşusu olduğunu anlar ve pencereyi açarak;

-“Komşu, komşu, utanmıyor musun, niçin Allah’ın rahmetinden kaçıyorsun?” deyince adam koşmayı bırakır ve yavaş yavaş evine doğru gider. Bu arada adamın da ıslanmadık yeri kalmaz.

Ertesi gün hava yine yağmurludur. Bu defa Hoca Efendi alışveriş için sokağa çıkmıştır. O, işini bitirip de hızlı adımlarla evine doğru giderken bir gün önceki komşusunun evinin önünden geçer. Bu sefer komşusu;

-“Hoca Efendi, Hoca Efendi, sen dün bana ‘Allah’ın rahmetinden kaçılmaz. ’ demiştin; bak şimdi kendin kaçıyorsun.” deyince, Hoca komşusuna doğru döner ve;

-“Be adam! Ben Allah’ın rahmetinden kaçmıyorum, Allah’ın rahmetini çiğnememek için koşuyorum.” der.

ADAM OLMANIN YÖNTEMİ

Günün birinde Hoca'nın da içinde bulunduğu topluluktan birisi; 

-“Hocam, adam olmanın yöntemi nedir?” deyince; 

Hoca Efendi; 

-“Canım, bunu bilmeyecek ne var, elbette kulaktır.” der. 

Fakat Hoca, arkadaşlarının "kulaktır" cevabından pek bir şey anlamadıklarını anlayınca açıklama yapma gereğini duyar: 

-“Herhangi bir adam konuşurken onu can kulağı ile dinlemeli; bu arada kendi ağzından çıkanı kendi kulağı duymalıdır.”

3 Ağustos 2023 Perşembe

ÜÇ TAVUK


İstanbul'a matematik tahsili için giden genç sömestri tatili için köyüne dönmüştü. Annesi, dört gözle beklediği çocuğu için en güzel hazırlıkları yapmıştı. Özellikle de, oğlunun tavuk sevdiğini bildiği için, nar gibi kızarmış iki de tavuk yapmıştı. Çocuk eve girince büyük bir sevinçle karşıladılar ve anne oğlunun uzun yoldan geldiğini ve çok acıkmış olduğunu düşünerek hemen onları mutfağa aldı. Nar gibi kızarmış tavuklar ise masada, en tok adamın bile iştahını kabartacak şekilde ihtişamlı duruyordu. Baba oğluna sordu:

- "Eee! Anlat bakalım oğlum üniversitede neler öğrendiniz?"

- "Baba, pek çok şey gördüğümüz söylenemez. Fakat bize 'mantık' diye bir konu öğrettiler. Harikulade bir şey! Bak baba, bu mantık sayesinde mesela masada üç tane tavuk olduğunu sana ispatlayabilirim."

Baba büyük bir hayret içerisinde:

-"Yaa! Öylemi! Nasıl ispatlayacaksın?"

- "Bak baba, şu 1. tavuk şu ise 2. tavuk değil mi?"

- "Eveet?"

- "İşte 1, 2 daha 3 eder. O halde masada 3 tavuk vardır."

- "Yaa! Öyle mi!"

Baba büyük paralar harcayarak, büyük umutlarla,  ülkenin en büyük üniversitesine gönderdiği oğlunun böyle saçma sapan şeyler öğrenerek dönmesine canı çok sıkılmıştır ve hanımına dönerek kızgın bir sesle:

- "Bak hanım şu 1. tavuğu sadece sen yiyeceksin. 2.sini de ben yiyeceğim. 3.sünü de oğlumuz yesin."