1 Ağustos 2024 Perşembe

SÜNGER ÇEKİYORMUŞ

Küçük Hasan´la Ayşe konuşuyorlardı:

-"Nehirler nereye dökülür?"

-"Denize."

-"Hepsi mi?"

-"Evet."

-"Öyleyse deniz neden taşmıyor?"

-"Tabii taşmaz. Denizin dibi sünger dolu. Suyu onlar çekiyor"

AKLINA GELMİYOR


Birinci sınıf öğretmeni öğrencilerden birine sordu:

-"Bu harfin adı ne?"

Üzülerek karşılık verdi çocuk:

-"Harfi tanıyorum ama, adı bir türlü aklıma gelmiyor."

3 Temmuz 2024 Çarşamba

HE

 


Erzurum’a bilgisayarın daha yeni yeni gelmeye başladığı zamanlarda bir işyerine bilgisayar ve stok programı satılır. Teknik servis elemanı bilgisayarı işyerine kurduktan sonra stok programının kullanımı ile ilgili bilgi verir ve ayrılır. Aradan bir iki saat geçer, işyerinden telefon:

– 'Kardeşim sizin anlattığınız gibi yapiram ama program düzgün çalışmir.'

Teknik servis elemanı sorar:

– 'Nasıl yapıyorsunuz?'

– 'Senin anlattığın gibi'

– 'Hata ne?'

– 'Yazdığım bilgiler gaydetmeme rağmen saklanmir.'

– 'İşlem basamaklarını tek tek anlatın.'

Tamam diyor ve başlıyor anlatmaya…

– 'Programı açiram. Malın adı bölümüne adını, adedi bölümüne adedini, birim fiyatını vb. yaziram. Hepsini yazdıktan sonra senin anlattığın gibi kayıt bölümüne basiram. Ekrana bir yazı gelir:  'Kaydetmek ister misiniz?'  'E / H yazısı çıkir.'  'Ben de diyirem He! Ama gaydetmir'

1 Haziran 2024 Cumartesi

OKULA İHTİYACI YOKMUŞ

 

Kekemenin biri bir gün Beşiktaş'ta kekeme okulunu ararken okulun yerini bulamamış, en yakınındaki bir bakkala girip;

-"KakakakarrdeşHH, bubububurraaalarrrrdaddadadad bbbi kekekemememe okukukukuluuu varmış, nenenenerededede bibibiliyor musususun?" diye sormuş.

Bakkal cevap vermiş:

-"Okulun yerini bilmiyorum ama kardeşim, senin okula hiç ihtiyacın yok! Bence gayet iyi kekeliyorsun!".

KULAKLARINA TAKILIYORMUŞ

Temel'e bir işe girmek için sağlık raporu lazım olmuş. Gitmiş tam teşekküllü bir hastaneye. Muayene esnasında elde edilen bulgulara göre sağlam olduğu anlaşılan Temel'e doktor sormuş:

- "Kulaklarınızdan ya da burnunuzdan bir şikâyetiniz var mı?"

- "He ya!, demiş Temel; Özellikle fanilamu çikarurken çok zorlanayrum!"

4 Mayıs 2024 Cumartesi

HEVES EDER İDİ

Madam Hayganuş’un kocası Agop ölmüş. Hayganuş çok üzgün. Sevgili kocasının mezarının başında oturmuş ağıt yakıyor. Komşuları, arkadaşları da elleri önlerinde bu dramatik anı saygı içinde sessizce izliyorlar. Hayganuş’un kocası Agop’a yaktığı ağıt herkesin gözlerini yaşartıyor:


-“Ah Agop Efendi ah... Sen ne güzel, ne âlim adam idin... Fransızca bilir idin... İngilizce’yi, Alamanca’yı fevkalade konuşur idin... Sen edebiyattan, fizikten, kimyadan, riyaziyeden çok iyi anlar idin... Şiir bilem yazar idin...”


İzleyenler suskunluk içinde bekliyorlar, ama ölçüyü kaçıran Hayganuş’un Agop’a sıraladığı övgüler bir türlü bitmek bilmiyor. Artık biri dayanamamış ve patlamış:


-“Yahu Madam Hayganuş, amma da büyüttün ha! Agop’u hepimiz tanır idik. Rahmetli hiç de dediğin gibi bir adam değil idi. Mesela, Fransızca filan bilmez idi. Şiir de yazmaz idi. Az biraz okuması, yazması var idi. Hepisi o kadar...”


Madam Hayganuş, komşusunun bu sözlerini duyunca hemen ağlamasını kesmiş ve başını kaldırarak gururlu bir sesle şöyle yanıt vermiş:


-“Olsun... Heves eder idi.”

7 Nisan 2024 Pazar

CUMAYA KADAR ANCAK GİDERİM

 


Nasreddin Hoca günün birinde Akşehir’de pazarı dolaşmaya başlar. Bir taraftan pazarda gezerken, bir taraftan da tanıdıklarıyla sohbet eder. Bu arada da komşu köylerin birinden birkaç köylü ile karşılaşır. Köylüler Hoca’ya;

-“Hoca Efendi, bir cuma vakti bizim köye kadar gelseniz de sizin arkanızda bir namaz kılsak!” derler.

Bunun üzerine Hoca;

-“Neden olmasın, bu hafta geleyim!” der.

Nasreddin Hoca ertesi gün eşeğine binerek köyün yolunu tutar. Olacak bu ya, yolu üzerinde eski dostlarından biriyle karşılaşır. Selamlaşıp hoşbeş edildikten sonra tanıdığı, Hoca’ya sorar:

-“Hayırdır Hocam, nereye gidersin böyle?”

-“Filanca köye cuma namazı kıldırmaya gidiyorum.”

-“Ama Hocam, bugün günlerden salı. . . Cumaya daha üç gün var.”

Hoca, bir yandan eşeğinin boynunu sıvazlar, bir yandan da eski dostuna cevap verir:

-“Vallahi komşu, sen bu eşeğin huyunu suyunu bilmezsin; ben bununla o köye cumaya kadar ancak giderim.”