17 Kasım 2014 Pazartesi

HANGİSİ SARI, HANGİSİ SİYAH


Bektaşi'nin biri sarı ve kara iki öküzüyle tarlasını sürermiş; sarı öküz az yem yiyip, çok çalışır,  kara öküz ise çok yermiş, tembelmiş, üstüne üstlük birde inat mı inat. Bir gün öfkelenmiş Bektaşi:

-"Ey Allahım! Şu kara şeytanın canını al da kurtulayım!" diye dua etmiş.

Baba erenler ertesi sabah ahıra girince ne görsün! Sarı öküz sizlere ömür, kara  şeytan ise cap canlı. Oğluna seslenerek, ölü öküzü göstermiş:

-"Evlat yatan öküz ne renk?" diye sormuş.

-"Eyvah baba! sarı öküze bir şey mi oldu?" diye haykırmış oğlu.

Bektaşi ellerini gökyüzüne doğru uzatarak:

-"İmanım, bacak kadar çocuk renkleri biliyor da, sen ayıramıyor musun?" diye sitem etmiş.

19 Ekim 2014 Pazar

BELKİ


Nasreddin Hoca  ölüm döşeğindeymiş. Karısını çağırmış.

-"Hatun en güzel elbiselerini giy, kokular sürün, tak takıştır yanıma gel otur!" 

-"Ayol hoca delirdin mi sen. Bu durumdayken ben nasıl süslenirim?"

-"Aman hatun azrail gelince belki beğenip benim yerime seni götürür."

NAPOLYON

Fransa hükumet ricalinden biri Napolyon’u bir muharebede tenkide kalkışıp parmağını harita üzerinde gezdirerek:

- "Önce şurasını almalıydınız, sonra buradan geçerek ötesini zapt etmeliydiniz." gibi fikirler belirtmeye başlayınca,

Napolyon:

- "Evet, demiş. Oralar parmakla alınabilseydi dediğin gibi yapardım."

16 Eylül 2014 Salı


Şekerlemeyi çok seven kadının kocası ölür. Aradan uzun yıllar geçer. Oğlu bir gün anasına sorar;

-“Ana sen şekerlemeyi çok severdin, sana şekerleme mi alayım, yoksa seni ere mi(kocaya) vereyim?”

Anası içini çekerek,cevap verir;

-"Oğul, ben ihtiyar bir kadınım. Şekerlemeyi hangi dişimle yiyeyim?”

KAVAK AĞACI İLE KABAK

Ulu bir kavak ağacının yanında bir kabak filizi boy göstermiş. Bahar ilerledikçe bitki, kavak ağacına sarılarak yükselmeye başlamış. Yağmurların ve güneşin etkisiyle müthiş bir hızla büyümüş ve neredeyse kavak ağacı ile aynı boya gelmiş. Bir gün dayanamayıp sormuş kavağa:

- "Sen kaç ayda bu hale geldin ağaç?"

- "On yılda," demiş kavak.

- "On yılda mı?" Diye gülmüş ve çiçeklerini sallamış kabak.

- "Ben neredeyse iki ayda seninle aynı boya geldim bak!"

- "Doğru," demiş kavak.

Günler günleri kovalamış ve sonbaharın ilk rüzgârları başladığında kabak üşümeye sonra yapraklarını düşürmeye, soğuklar arttıkça da aşağıya doğru inmeye başlamış. Sormuş endişeyle kavağa:

- "Neler oluyor bana ağaç?"

- "Ölüyorsun,"demiş kavak.

- "Niçin?"

- "Benim on yılda geldiğim yere, iki ayda gelmeye çalıştığın
için."

10 Eylül 2014 Çarşamba

AĞRUSUN DİYE DAAA


Temel Dursun'a fena halde kızar.
-"Ula inşallah biri hariç bütun dişlerun dökülur!"
Diye beddua eder, Dursun şaşırır.
-"Niye biri kaliyiçi ula?"diye sorar.
-"Ağrimasi içun!"cevabını alır.

7 Ağustos 2014 Perşembe

YALANLAR


Bir adam yalan dedektörü  almış, akşam eve gelince denemek istemiş.  Oğluna;

- “Bugün neredeydin?” diye sormuş. 

Oğlu da;

- “Okuldaydım” diye cevaplayınca dedektör başlamış ötmeye. 

Mahcup olan oğlan itiraf etmiş;

- “Okuldan kaçıp maça gittik” demiş. 

Babası da kızmış, oğluna;

- “Ben senin yaşındayken maç nedir bilmezdim bile” demiş. 

Dedektör yine ötmüş.  Bunu duyan anne gülerek;

- “Al işte senin oğlun” demiş. 

Dedektör yine ötmüş.