4 Şubat 2026 Çarşamba

SUYUNUN SUYU

Bir gün hiç tanımadığı bir yabancı konuk olur Hocaya; beraberinde birde kesilmiş, temizlenmiş tavşan getirir hocaya. Hoca bir güzel pişirir tavşanı ve misafirine ikram eder. Orta yere bakır sini kurulur,
Hep birden etrafına oturulur. Hem  yer hem de sohbet ederler. Ertesi gün misafir kalkar gider.

Akşam üstü başka bir konuk gelir;

-"Tavşan getirenin komşusuyum" der.

Hoca bu adamı da buyur eder. Tavşanın suyuna bir çorba yapar; Adam çorbayı yer, ertesi  günü kalkar gider, gelir  başka bir komşusu veya tavşan getirenin bir akrabası. Gittikçe sıklaşır bu misafirler; Fakat bu iş Hoca'nın canına tak eder. 

-"Tavşansa tavşan, der, anladık ama, Bu kadar da yük olunmaz adama."

Tavşan getirenin komşular gidip gidip gelmededir; Bir sefer tam beş kişi birden gelir.
Hoca bu konukları da karşılar; Adamlar şöyle derler Hoca ya:

-"Hani tavşan getiren vardı ya, komşusunun komşusuyuz biz onun."

Hoca: 

-"Ya! der, buyurun!"

Akşam olur, sofra kurulur yine; Bir tas konur sofranın üzerine: Kuyu suyu ile dolu bir koca tas.
Konuklar bu, işten bir şey anlamaz. İçlerinden biri tasa eğilir; Sorar: 

-"Hocam bu nedir?"

Hoca hemen yapıştırır:

-"Bu, tavşanın suyunun suyudur."

1 Ocak 2026 Perşembe

KULAK VE BURUN




Yaşlı kadın doktora gider.

- "Gaz sorunum var, ancak çok şikayetçi de sayılmam. Gaz çıkardığım zaman ne ses çıkıyor, ne de kötü kokuyor. Mesela geldiğimden beri en az yirmi kez gaz çıkardım, ama siz farkına bile varmadınız." der.

Doktor:

- "Bu hapları alın, bir hafta sonra sizi tekrar göreyim".  diye kadını gönderir.

Bir hafta sonra yaşlı kadın kontrole gelir.

- "Doktor Bey bana ne halt verdiniz bilmiyorum ama gaz çıkardığım zaman hala ses çıkmıyor, ama müthiş kötü kokmaya başladı!" der.

Doktor:

- "Çok iyi, burnunuz düzelmiş, şimdi sıra kulaklarınıza geldi'' diye cevaplar.

İKİ BACAK AYNİ YAŞTA

                                                                 

İki yaşlı adam çıktıkları yürüyüşte dertleşiyorlarmış. Biri demiş ki:

- "Şu sağ bacağımdaki romatizma ağrısına artık dayanamıyorum! Ne diye ağrırsa kör olası?"

- "Neden olacak, demiş diğeri. Yaşlılıktan! Bunların hepsi yaşlılık alâmetleri!"

- "Saçma, demiş bacağı ağrıyan. Sol bacağım da sağ bacağım ile aynı yaşta, o neden ağrımıyor?"

1 Aralık 2025 Pazartesi

BİLMEDİĞİ PARÇA


Küçük çocuk, keman dersi için evde prova yapıyor, babası da oturmuş gazete okuyordu. Evin köpeği de çocuğun kemanından çıkan melodilere havlayarak eşlik ediyordu. Bu gürültüde babanın gazete okuması mümkün mü? Bir duruyor, iki duruyor, ama ne çocuk keman çalmayı ne de öteki havlamayı kesiyordu. En sonunda baba, oğluna seslendi:

"Oğlum, şunun bilmediği bir parça çalsana!"

DİŞLERİNİ SAKLAMIŞ





Doksanlı yaşlara yaklaşmış iki yaşlı kadın sohbet ediyorlarmış.

- "Benim bey bu sıralarda kötü bir alışkanlık edindi. Tırnaklarını yemeye başladı. Ne yaptıysam vazgeçiremedim. Sinirlerimi bozuyor."

Diğer kadın ise cevaben:

- "Haklısın benimki de bir ara başladı ama uyguladığım tedbirlerle tırnak yemesini engelledim." der.

- "Çok iyi! Ne yaptıysan bana da öğret lütfen."

- "Çok basit dişlerini sakladım."

4 Kasım 2025 Salı

Temel yaz sıcağında fındıklıkta, kan ter içinde yabani otları temizlerken, yanında gezinen küçük oğlu;

-“Bubaaa! Tayyare geçiii”

diye bağırarak, işaret parmağı ile gökyüzünü göstermiş.

Temel başını bile kaldırmadan bezgin bir sesle cevap vermiş:

-“Ulaa elleme, geçsun da.”

4 Ekim 2025 Cumartesi

EVDE BIRAKMIŞ


Kasabada  gelin ve  kaynanalar, "Kadınlar Gününde" düzenlenen bir gaziye katılırlar, ancak tur otobüsü  kaza yapar ve tesadüf bu ya, bütün kaynanalar ölür.  Gelinler sevinçten oynamaya başlar.  Gelinlerden biri en arkada sevinmek yerine dövünmektedir.

Yanındaki sorar:

-"Ağladığına göre kaynananı çok mu seviyordun?" 

Ağlayan gelin cevaplar;

-"Yok be ne sevmesi ben kaynanamı evde bıraktım."