25 Eylül 2016 Pazar

EMRİ DOĞRU UYGULAMAK


Ahmet Vefik Paşa Bursa alisi iken Mudanya kaymakamına belirttiği  bir noktaya kadar Bursa yolunun iki tarafına ağaç dikilmesini diye emretti. Elde mevcut olan fidanlar fazla geldiğinden kaymakam gösterilen yeri geçirtti. Ahmet Vefik Paşa tayin ettiği noktadan ileriye dikilen ağaçların hepsini söktürdü. Hikmetin soranlara şu cevabı verdi: 

-“Mudanya kaymakamı verdiğim emri bu kere fazla icra etti, yarın da eksik yapabilir, tamamını yapmaya alışmalıdır.” 

MÜNASEBETSİZ


Mahalleye yeni taşınan bir komşunun adı birkaç gün içerisinde “Münasebetsiz Mehmet Efendi”ye çıkmış. Yakın komşusu, takılan lakaptan dolayı yeni komşuyu merak ederek yemeye davet etmiş. İlk sohbette, aklı başında bir adam olduğunu görmüş. Yemeğin ilerleyen safhasında; Münasebetsiz Mehmet Efendi dereden tepeden bahsettikten sonra birdenbire ev sahibine sormuş;

-" Efendim, zurna çalmasını bilir misiniz?"

Ev sahibi çok şaşırmasına rağmen:

- "Hayır, bilmem."diye cevaplamış.

Münasebetsiz Mehmet Efendi:

-"Benim Bursa’da halamın damadının ihtiyar bir teyzezadesi vardı."

-" Evet..."

- "O da zurna çalmasını bilmezdi."

Ev sahibi takılan lakabın nedenini anlamış.

21 Eylül 2016 Çarşamba

GÖRÜRSEM SÖYLERİM



Komşusu Nasreddin Hoca’ya;

- “Bana bak Hoca, kulağını bükmesi benden. Şu karına bir şey söyle, sabahtan aksama kadar ev ev dolaşıyor, konu komşu bırakmıyor. bizim karılarında iş yapmasına engel oluyor.Söyle de azıcık evinde otursun.” 

Hoca:

- “Peki, görürsem söylerim…”

YANLIŞ İSTİKAMET


Temel trene binmiş, Kontrol gelmiş, biletinin İstanbul'a olduğunu, trenin Ankara'ya gittiğini söylemiş. Temel şakınlıkla:

- "Peçi maçinist yanlış istikamete cittiğini piliy mi?" diye sormuş.

BİLSEM ARARMIYIM


Nasrettin Hoca bir gün anahtarını kaybetmiş bahçede döne döne ararken hanımı sormuş;

-"Efendi nerede düşürdün?

Hoca;

-"Ah hatun nerede düşürdüğümü bilsem, hiç ararmıyım!" demiş.

NEREDE


Evde coğrafya dersi çalışan oğlan babasına sorar:

-"Baba, Lehistan nerededir?"

-"Ben ne bileyim oğlum. Evi toparlayan annen. Git ona sor."

10 Eylül 2016 Cumartesi

SÜNNETTİR


Nasreddin Hoca'nın evine bir gün üç molla misafirliğe gelir. Üçü de birbirinden obur şeylermiş. Hoca ne yemek çıkarmışsa silip süpürmüşler. O kadar ki sahanlarda yemek bitince, bunu da "sünnettir" diye ekmekle iyice sıyırıvermişler. Bu sırada odaya Hoca'nın oğlu girmiş.

Mollalar Hoca'yı memnun etmek için: 

-"Aman ne güzel çocuk... Adı ne bunun?" diye sormuşlar.

-"Adı Farzdır," demiş.

Mollalar şaşırıp birbirlerine bakmışlar:

-"Bu ne biçim isim Hoca Efendi?" demişler. "Şimdiye kadar böyle bir isim hiç duymamıştık."

Hoca hemen taşı gediğine koymuş: 

-"Yahu, sünnet diyeyim de onu da mı yiyin?"

ÖBÜRTARAF


Adamın biri ölmüş, Hoca'ya yıkamaya getirmişler. Hoca kapıyı kapatmış, herkes beklemeye başlamış. Aradan 15 dakika geçmiş ses yok, yarım saat geçmiş ses yok, 1 saat geçmiş ses yok. İki saat sonra hoca kapıdan çıkmış. Merakla sormuşlar:

-"Hocam ne oldu, iş neden bu kadar uzadı?"

-"Ne olacak! Rahmetli öbür tarafa gitmemekte ısrar etti. Ondan bu kadar uzadı.

PİYANİST


Piyanist büyük konser için Viyana’dadır. Çok güzel bir konser sonrası soyunma odasına giderken yolda bir adam çiçeklerle yanına gelir.

– "Bravo hemşerim. Karadeniz seninle gurur duyuyor."

Piyanist bunun üzerine çok şaşırır ve sorar;

– "Sen nereden bildin benim Karadenizli olduğumu?"

– "Valla genelde piyanonun başına oturan piyanist, taburesini piyanoya doğru çeker. Sen piyanoyu kendine doğru çekince anladım.