30 Temmuz 2010 Cuma

YAN FİTES:

Teyo pehlivan ihtilal dönneminde başından geçen bir olayı kahvede anlatır,

-" Ula, Ankara’da Kızılay’da ferrarimle dolaşırken birden önüme solcular çıktı tam geri fitese taktım gaçacam bahdım sağcılarda arkadan gelir.”

Dinleyenler sorar:

-"Teyo emi peki sen neyetdın "

Cevap hazır:

-“Gardaş baktım olacağı yok yan fitese tahdığım çimi yan yan elemi gaçiram.”

CLAY

Teyo'nun şöhreti Amerika'ya ulaşıp, gazeteler, televizyonlar hep ondan bahsetmeye başlayınca Clay ona meydan okur. Lafın kısası Teyo ile birlikte ringe çıkarlar.

- “Kılay, gara bir cırbağa. Dutiram dutiram yere çaliram. Ele oldu ki, dermansız dizlerime gapandi. “

- “Pehlüvan ben ettim sen etme, canimi bağışla.”

-"Dedim ki "ya kelmeyi şahadet getirisen ya canın alıram!" O sahat müslüman oldi."

GARGALAR:

Teyo Pehlivana sorarlar, amaç Teyo Pehlüvana takılmak.

- “Teyo bahasan bu Gargalar niye bele gara?”

Teyo Pehlivan'ın cevabı dünden hazır.:

- “Güneşe yakın uçduhlari üçün.”

TEYO İLE AYI:

Teyo Pehlivan kahvehanede oturmuş, Zafer Pehlivanın da kahvede olduğundan habersiz böbürlenerek anlatmaktadır.

-“Ola gardaş bir gün dağda gezirem, tamda böyük bir kayanın dibinde garşıma bir ayi çıhmasın! Ayı benim kibi üç var, ama heç isdifimi bozmadım. Ola Teyo dedim gendi gendime bir ayıdan mi gorhacağsan. Başladık ayiyinan güleşmiye. O beni alir yere vurir, sonra ben oni yerden yere vuriram, ne ayi pes edir, ne de ben pes diyirem. Aradan iki gün geçti, hele daha birbirimizin sırtını yere deydirmiş deyilih."

Herkes işin sonunu merakla beklerken Zafer Pehlivan sert bir şekilde çıkışır.

-"Ola Teyo, sora ne oldu?"

Zaferi gören Teyo lafı dolaştırır, ne dediğini, nerede kaldığını unutur ve noktayı koyar:

-"Nevolacah ola ayı beni yendi vıyh !”

BUZ:

Hasankale’de her yıl Temmuz ayında Karakucak güreşleri yapılır. Teyo’ya güreşçilerden birisi yaklaşarak:

- “Pehlivan senin güreşeceğin adamla ben de güreşeceğim. Onu biraz yor, der.”

Teyo:

- “Sen merak etme,” der ve “

Teyo rakibi ile güreşe başlar. Ama güreş başlar başlamaz rakibi Teyo’yu kaldırdığı gibi yere vurur. Biraz önce Teyo’yu uyaran güreşçi Teyo’ya:

- “Pehlivan ne oldi, çabuh pes etdin. “

- “Ne edim oğlum, ayağım buza geldi gaydım.” der.

İT BALIKLARI;

“Ağa Emerika'ya Kılay'nan güleşmiye çağırdılar. Haman Keveng'in gölüne bir dumdum Ağdenizden çıhdım. İki gulaçda Cebelitarığı geçdim. Ohyanusda yüzirem bir bahdım arhamdan "hav hav" sesleri... Bir de ne dönim ağa, it balıhlari! Beni epeyce guvaladılar, bahdım yoriliram, döndüm ve yaradana sığındım bir bağırarah oooooşşt dedim, hepsi savuşdular.”

GÖZİ:

Teyo Kore Harbindedir. Kurşunlar havada vızır vızır ederken: "Hele bahim nevolir?" der ve başını siperden çıkarır. Çıkarır çıkarmaz da bir kurşun kulağının dibinden "vız" diye geçer. Teyo sinirlenir:

- “İtoğluitler! Vula demillerçi atirih ama ya deger herıfın gözi kor olursa!"

BİRDE VAPUR:

Birgün gahvede oturiram,telefon çaldi. Pehlivan seni isdiller diye seslendiler. Gahdım bahdım, ariyan bizim Kars Valisi:

-Pehlivan Sarıkamış’da denize bir cip düştü! Biz uğraştık ama çıkaramadık. Buradakiler de “ bu cipi denizden çıkarsa çıkarsa Hasankale’li Teyo Pehlivan çıkarır. “Allahını seversen gel bize yardım et” diye yalvardi.

Bunun üzerine gahdım bindim ata. Gettim Sarigamış’a. Atladım denize, suya bir dumdum, cip suyun dibinde. Bir goluma cipi tahdım, öteki golumunan da gulaç atmaya başladım ve cipi sudan çığartdım. Ama gardaş cip bene çok ağır geldi. Tikkatli bahdım ne görim. Megerse cipe bir de vapur tahılmış.