Hep birden etrafına oturulur. Hem yer hem de sohbet ederler. Ertesi gün misafir kalkar gider.
Akşam üstü başka bir konuk gelir;
-"Tavşan getirenin komşusuyum" der.
Hoca bu adamı da buyur eder. Tavşanın suyuna bir çorba yapar; Adam çorbayı yer, ertesi günü kalkar gider, gelir başka bir komşusu veya tavşan getirenin bir akrabası. Gittikçe sıklaşır bu misafirler; Fakat bu iş Hoca'nın canına tak eder.
-"Tavşansa tavşan, der, anladık ama, Bu kadar da yük olunmaz adama."
Tavşan getirenin komşular gidip gidip gelmededir; Bir sefer tam beş kişi birden gelir.
Hoca bu konukları da karşılar; Adamlar şöyle derler Hoca ya:
Tavşan getirenin komşular gidip gidip gelmededir; Bir sefer tam beş kişi birden gelir.
Hoca bu konukları da karşılar; Adamlar şöyle derler Hoca ya:
-"Hani tavşan getiren vardı ya, komşusunun komşusuyuz biz onun."
Hoca:
-"Ya! der, buyurun!"
Akşam olur, sofra kurulur yine; Bir tas konur sofranın üzerine: Kuyu suyu ile dolu bir koca tas.
Konuklar bu, işten bir şey anlamaz. İçlerinden biri tasa eğilir; Sorar:
Akşam olur, sofra kurulur yine; Bir tas konur sofranın üzerine: Kuyu suyu ile dolu bir koca tas.
Konuklar bu, işten bir şey anlamaz. İçlerinden biri tasa eğilir; Sorar:
-"Hocam bu nedir?"
Hoca hemen yapıştırır:
-"Bu, tavşanın suyunun suyudur."

