24 Aralık 2012 Pazartesi

KIRMIZI IŞIK


Adamın birini kırmızı ışıkta geçtiği için polis durdurmuş, adamdan ehliyet ruhsat istemiş. Adam da;

- “Yanımda yok, arkadaşın evinde içiyorduk, sanırım fazla kaçırdım, biraz sarhoşum orada unutmuş olmam lazım” demiş. 

Polis hayretle kalakalmış. Kırmızı ışık, alkol, ehliyet ruhsat yok. Gitmiş komiserine durumu anlatmış. Komiser gelmiş adama ehliyet ruhsat sormuş, adam çıkartıp uzatmış hemen.Komiser şaşırmış tabii. Alkol metreyi çıkarıp üfletmiş, adamda zerre alkol yok. Şaşırarak; 

-“Yav memur bana sizin alkollü olduğunuzu ve ehliyetinizin yanınızda olmadığını söyledi” demiş.

Bizim uyanık dönmüş komisere;

-“Biraz tartıştık komserim, bana kızdı galiba.  Birazdan size kırmızı ışıkta geçtiğimi filan da söyleyebilir” demiş.

21 Kasım 2012 Çarşamba

Sevimli bir yaşlı hanım marketten 4 kutu kedi maması alır. Kasada ücretini ödeyecekken, kasiyer kız biraz alaycı bir bakışla;

- "Bunları size satamam. Son zamanlarda yaşlılar gelip, kedi maması diye alıp, kendileri yiyorlar. Kedinizin olduğunu kanıtlamalısınız!"der.

Yaşlı hanım evine gidip kedisi ile beraber geri gelir ve mamaları alır. Ertesi gün aynı yaşlı hanım 3 kutu köpek maması almak ister.

-"Mağaza yöneticileri, köpek için aldığınızı kanıtlamanız gerektiğini söylüyorlar’’ der kasiyer kız.

Yaşlı bayan yine evine kadar gidip köpeği ile geri gelir ve mamaları alır.Daha ertesi gün yaşlı bayan elinde kapağında bir delik olan bir kutu ile gelir markete, kasiyere delikten parmağını sokmasını söyler. Kasiyer kız yılan, böcek falan vardır diye çekinir.

-"Yok, yok ‘’ der yaşlı bayan, ‘’size zarar verecek bir şey yok’’ diye söylenir.

Kız deliğe parmağını sokar, çıkartır;

-"Ayyyy! Bu b.k !" diye bağırır.


-"Evet " der sevimli bir gülümsemeyle yaşlı hanım. "üç rulo tuvalet kağıdı rica edecektim de"

4 Kasım 2012 Pazar

İNGİLİZ KALLEŞLİĞİ

Anadolu’da Kurtuluş Savaşı’nın sonuna gelinmiştir. Zafer daha kazanılmadığı için, Londra’da İstanbul Hükümeti’nin de bir temsilcisi vardır: O temsilci bir ara Dışişleri Bakanlığı da yapan Mustafa Reşit Paşadır.

Bir gün İngiltere Dışişleri Bakanlığı Genel Sekreteri, yanında iki büyük sermaye grubunun temsilcileri Reşit Paşa’ya gelirler. Anadolu’daki orduya kundura, silah, elbise ve top satmayı önerirler, hem de müsait şartlarla.

İngilizler Yunanlıları Anadolu’ya çıkarmışlardır ama, onların kaybedeceklerini anlayınca da Türklere yanaşmaktadırlar. Çünkü onların geleneği budur, kültürü budur. Ayrıca Mustafa Reşit Paşaya bir teklifleri daha vardır. Yunanlılar, aldıkları malzemenin ve kredinin karşılığında İzmir Limanı’nın gelirini İngilizlere vermeyi kabul etmiştir. Oysa savaş umdukları gibi gitmemekte, Yunanlılar İzmir Limanı’nda tutunamayacaklardır.

Acaba, Anadolu Hükümeti İzmir Limanı’nın gelirini İngilizlere verebilir mi? Mustafa Reşit Paşa, Londra’da İstanbul Hükümeti’nin yani padişahın temsilcisidir, ama o bir Türk’tür ve de devlet adamıdır. Mustafa Reşit Paşa teklifi elinin tersiyle iter:

“İzmir ve limanı Türk’tür, Türkler evlerinin kapısını kimseye vermezler.” diye cevap verir.

2 Kasım 2012 Cuma

Annesiyle beraber bakkaldan alış veriş yapan küçük kıza bakkal, şeker kutusunu açıp:

- “İstediğin kadar al yavrum” der.

Çocuk el uzatıp almaz, çekingen davranır. Bakkal, bir avuç şeker alıp, kendisi çocuğa uzatır.

Dışarı çıktıklarında annesi:

-“Kızım, bakkal amca al dediğinde niye almadın?” diye sorar.

Çocuk:

-“Anneciğim, benim ellerim ufak, bakkal amcamınkiler daha büyüktü. Onun vermesini bekledim,” der.

20 Ekim 2012 Cumartesi

MEMNUN GİTMESE


Nasrettin Hocaya sormuşlar; 

-"Hocam, ramazan bizden memnun gitti mi?"

 Hoca cevap vermiş; 

- "Memnun gitmese her sene on gün önceden gelir miydi?"

PARA BABASI


Şişko ve hayli göbekli yaşlı adam gelişmiş makinelerle dolu bir spor salonunda görevli antrenöre gidip; 

- "Çok genç ve güzel bir kıza vuruldum, onu etkileyebilmek için hangi makineyi kullanmamı tavsiye edersiniz?" demiş.

 Antrenör ona dönüp baktıktan sonra;

- "Spor salonumuzun hemen girişinde bir ATM var" diye cevap vermiş. "Onu kullanın ! "

21 Eylül 2012 Cuma

DİNDAR KUŞ


Minik kasabanın birinde bir papaz ve kendisi kadar dindar olan erkek papağanı varmış. Sabah akşam kafesinde dua edermiş. Cemaatten bir kadının da dişi papağanı varmış, papazın papağanı ne kadar ahlaklı ise kadının dişi papağanı da o kadar ahlaksızmış. Eve gelen misafirlerin önünde sürekli;

-‘Erkek, bana bir erkek!" diye bağırırmış.

Kadın kuşunun durumunu ve papaza anlatınca, papaz da;

- "Sen getir onu, benim papağanın kafesine koyalım da ahlaklı ve dindar olmayı öğrensin!" demiş.

Kadın alıp kuşunu papaza getirmiş, papaz da kendi kuşunun yanına, kafese sokmuş. Dişi kuşu görünce papazın papağanı başlamış bağırmaya;

-"Ohhh Tanrım şükür dualarımı kabul ettin, bana dişi gönderdin, ohhh!"