Ramazanda şeytana uyan Baba erenler ile Sünni dostu içki içerken yakalanırlar ve Kadı’nın huzuruna çıkarılırlar. "Şeytana uyduk kadı efendi." Diye af dileyen Sünni,affedilmez ve idam cezası alır..
Sıra Bektaşi’ye geldiğinde:
-"Kadı efendi ben gayri-müslümüm, bana oruç farz değildir." der.
Kadı Bektaşiyi serbest bırakır. Bektaşi huzurdan ayrılırken sorar:
-"Kadı efendi, ben de şehadet getirip Müslüman olsam, arkadaşımı da bağışlar mısın?"
Kadı düşünür, bir kişiyi Müslüman yapmanın sevabını hesap eder ve Bektaşi'nin teklifini kabul ederek, diğerini de affeder. Kadının huzurundan ayrılırken arkadaşı Bektaşi’ye kızgınlıkla sorar:
-"Sen ne biçim adamsın, neden yalan söyledin! Sen de hiç iman yok mu?"
Bektaşi gülerek cevaplar:
-"Gavur oldum kendimi, Müslüman oldum seni kurtardım. Peki sen ne işe yaradın?"
17 Kasım 2014 Pazartesi
HANGİSİ SARI, HANGİSİ SİYAH
Bektaşi'nin biri sarı ve kara iki öküzüyle tarlasını sürermiş; sarı öküz az yem yiyip, çok çalışır, kara öküz ise çok yermiş, tembelmiş, üstüne üstlük birde inat mı inat. Bir gün öfkelenmiş Bektaşi:
-"Ey Allahım! Şu kara şeytanın canını al da kurtulayım!" diye dua etmiş.
Baba erenler ertesi sabah ahıra girince ne görsün! Sarı öküz sizlere ömür, kara şeytan ise cap canlı. Oğluna seslenerek, ölü öküzü göstermiş:
-"Evlat yatan öküz ne renk?" diye sormuş.
-"Eyvah baba! sarı öküze bir şey mi oldu?" diye haykırmış oğlu.
Bektaşi ellerini gökyüzüne doğru uzatarak:
-"İmanım, bacak kadar çocuk renkleri biliyor da, sen ayıramıyor musun?" diye sitem etmiş.
-"İmanım, bacak kadar çocuk renkleri biliyor da, sen ayıramıyor musun?" diye sitem etmiş.
19 Ekim 2014 Pazar
BELKİ
-"Hatun en güzel elbiselerini giy, kokular sürün, tak takıştır yanıma gel otur!"
-"Ayol hoca delirdin mi sen. Bu durumdayken ben nasıl süslenirim?"
-"Aman hatun azrail gelince belki beğenip benim yerime seni götürür."
NAPOLYON
Fransa hükumet ricalinden biri Napolyon’u bir muharebede tenkide kalkışıp parmağını harita üzerinde gezdirerek:
- "Önce şurasını almalıydınız, sonra buradan geçerek ötesini zapt etmeliydiniz." gibi fikirler belirtmeye başlayınca,
Napolyon:
- "Evet, demiş. Oralar parmakla alınabilseydi dediğin gibi yapardım."
- "Önce şurasını almalıydınız, sonra buradan geçerek ötesini zapt etmeliydiniz." gibi fikirler belirtmeye başlayınca,
Napolyon:
- "Evet, demiş. Oralar parmakla alınabilseydi dediğin gibi yapardım."
16 Eylül 2014 Salı
KAVAK AĞACI İLE KABAK
Ulu bir kavak ağacının yanında bir kabak filizi boy göstermiş. Bahar ilerledikçe bitki, kavak ağacına sarılarak yükselmeye başlamış. Yağmurların ve güneşin etkisiyle müthiş bir hızla büyümüş ve neredeyse kavak ağacı ile aynı boya gelmiş. Bir gün dayanamayıp sormuş kavağa:
- "On yılda," demiş kavak.
- "On yılda mı?" Diye gülmüş ve çiçeklerini sallamış kabak.
- "Ben neredeyse iki ayda seninle aynı boya geldim bak!"
- "Doğru," demiş kavak.
Günler günleri kovalamış ve sonbaharın ilk rüzgârları başladığında kabak üşümeye sonra yapraklarını düşürmeye, soğuklar arttıkça da aşağıya doğru inmeye başlamış. Sormuş endişeyle kavağa:
- "Neler oluyor bana ağaç?"
- "Ölüyorsun,"demiş kavak.
- "Niçin?"
- "Benim on yılda geldiğim yere, iki ayda gelmeye çalıştığın
için."
- "Sen kaç ayda bu hale geldin ağaç?"
- "On yılda," demiş kavak.
- "On yılda mı?" Diye gülmüş ve çiçeklerini sallamış kabak.
- "Ben neredeyse iki ayda seninle aynı boya geldim bak!"
- "Doğru," demiş kavak.
Günler günleri kovalamış ve sonbaharın ilk rüzgârları başladığında kabak üşümeye sonra yapraklarını düşürmeye, soğuklar arttıkça da aşağıya doğru inmeye başlamış. Sormuş endişeyle kavağa:
- "Neler oluyor bana ağaç?"
- "Ölüyorsun,"demiş kavak.
- "Niçin?"
- "Benim on yılda geldiğim yere, iki ayda gelmeye çalıştığın
için."
10 Eylül 2014 Çarşamba
AĞRUSUN DİYE DAAA
-"Ula inşallah biri hariç bütun dişlerun dökülur!"
Diye beddua eder, Dursun şaşırır.
-"Niye biri kaliyiçi ula?"diye sorar.
-"Ağrimasi içun!"cevabını alır.
-"Niye biri kaliyiçi ula?"diye sorar.
-"Ağrimasi içun!"cevabını alır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







