1 Kasım 2018 Perşembe
KARNE
Temel oğlunun getirdiği karneye bakmış; "Türkçe Zayıf., Matematik Zayıf, Vatandaşlık Zayıf,
Fen Bilgisi Zayıf, Müzik Zayıf." "Arkadaşlarla uyum Pekiyi, Hal ve Gidiş Pekiyi, Temizlik Pekiyi, Diş Koruma Pekİyi."
-"Uyyy! Şu öğretmene pak. Penum öğretduklarımın hepsi pekiyu. Haçan onun öğretdukları hep zayıf!.." demiş.
25 Ekim 2018 Perşembe
TEMEL NİÇİN GÜLÜYOR
Dursun’un anlattığı fıkraya, Temel dışında kahvedeki herkes kahkahalarla gülmüş. Temel’in gülmemesine bozulan Dursun ;
-“Vallahi uşağum! Hala pir şey anlamadum ya işte ona güleyrum!” demiş.
-"Sen niye gülmeyesun?” diye sormuş.
Temel.
-“Fıkrayu anlamadum, anlamadiğum şeye nasıl güleyum?” demiş
Dursun, bir kez daha anlatmış fıkrayı. Bu kez kahvedekilerin yarısı yine gülmüş ama Temel’de tebessüm bile yok.
Dursun;
Temel.
-“Fıkrayu anlamadum, anlamadiğum şeye nasıl güleyum?” demiş
Dursun, bir kez daha anlatmış fıkrayı. Bu kez kahvedekilerin yarısı yine gülmüş ama Temel’de tebessüm bile yok.
Dursun;
-” Pak uşağum, son kez anlatayrum!” diyerek bir daha anlatmış fıkrayı.
Bu kez kahvedekilerde tık yok ama Temel kahkahalarla, gözünden yaş gelene kadar gülünce Dursun merakla sormuş;
Bu kez kahvedekilerde tık yok ama Temel kahkahalarla, gözünden yaş gelene kadar gülünce Dursun merakla sormuş;
-"Ula, şimdu galiba anladun?”
Temel gülmeye devam ederek;
-“Vallahi uşağum! Hala pir şey anlamadum ya işte ona güleyrum!” demiş.
18 Ekim 2018 Perşembe
GEYİKCE BİR CEVAP
-" Demir ile bakır açık havada kalırsa oksitlenir. Peki ya altına ne olur?"
Bir öğrenci hemen el kaldırır:
-"Çalınır öğretmenim."
CESARET
Öğretmen öğrencilere sordu.
- "Cesaret ne demektir?"
Arka sıralardan bir öğrenci yanıtladı:
- "Bir şeyi bilmediği halde, biliyormuş gibi yapıp parmak kaldırmaktır."
YUMUŞAK G
Temel'e askerlik şubesinde memur sorar;
-"Adın?"
Temel;
-"Demel, Demel! ama yumuşak G siz"der.
Memur;
- "Tövbe, tövbe! Temel'de yumuşak G ne arasın?"
Temel:
-" Eheee biz ne deduk!"
4 Ekim 2018 Perşembe
YIKA DA GETİR
Süleyman Nazif ve Abdülhak Şinasi birlikte yemek yerken, Şinasi garsonu çağırır ve su ister. Şinasi’nin kirden ve mikroptan eldivenle el sıkacak derecede korktuğunu bilen Süleyman Nazif garsona seslenmeden edemez:
-"Oğlum, beyefendinin suyunu yıka da öyle getir."
İKİNCİ SORU
Öğretmen,Öğrencilere:
-"Sizlere sorular soracağım. Birinci soruyu bilene ikinci soru sorulmayacak. Simdi söyle bakalım Ahmet, bir hindinin kaç tane tüyü vardır?"
-"9567 tane tüyü vardır Öğretmenim!"
-"Peki bunu nasıl öğrendin?"
-"Öğretmenim, hani ikinci soru sorulmayacaktı."
-"Sizlere sorular soracağım. Birinci soruyu bilene ikinci soru sorulmayacak. Simdi söyle bakalım Ahmet, bir hindinin kaç tane tüyü vardır?"
-"9567 tane tüyü vardır Öğretmenim!"
-"Peki bunu nasıl öğrendin?"
-"Öğretmenim, hani ikinci soru sorulmayacaktı."
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







