30 Haziran 2010 Çarşamba

DİREKLER

Kurtuluş Savaşı yılları.. Doğu cephesi ile telefon görüşmesi
birden kesilir. Arıza ekibi Erzurum'dan yola çıkar kontrol ede
ede Teyo'nun tarlasına bir gelirler ki yüz elli telefon direği yerde,
Teyo hışımla ekin biçiyor.
- “Pehlİvan kolay gelsin de.. Direkler?”
- “Ola oğul cepheye gidecağam dedim ambu tarlayi da biçim ele gidim. Ferginde degilem demah tırpana denk gelmiş!”

YA BİZİM EVLER:

İsmet Paşa ile Çörçil poker oynamaktadır. Seyircileri de Teyo Pehlivan!
İsmet Paşa elindeki kartlara güvenerek:
- “Türkiye’ye”, dedi
Teyo hemen atıldı:
- Paşa neyidirsen?.. Ya Erzürüm.. Ya Hasangalasi?.. Ya bizim evler?!
Paşa utandi oynamahdan vaz geçti.

22 Mayıs 2010 Cumartesi

DEMİ MOORE ÖPÜŞÜMDEN TANIRMIŞ

Teyo Pehlivan anlatıyor:


-”Bir Gün galadan belediye otobüsüyle Amerikaya gidirem. Bir bağtım yolda Demi Moore’un arabasının tekeri patlamış. Neyse gardaş. İndim aşşaği, bir dekke sürmedi lastigi tamir ettim. Bunun üzerine Demi, beni yemeğe davet etti. Bende gıramadım getdım. Demi teşekkür için beni yanağımdan öpdi. Bende onu yanaklarından öpdüm. Demi, bir daha öper misen,dedi. Neyse bende birdaha öptüm. Demi bana, sen Doğulusun bir daha öp bakayım; bende öptüm. İkinci kez öptüğümde; Demi, seni tanır gibiyem, Ula sen Erzurumlu’san. Üçüncü öpüşümde Demi bu kez Vallahi ben seni tanıdım, Sen galali Teyo Pehlivansan,” dedi. ”Vallahi bende şaşırdım. Demi beni üçüncü öpüşte tanıdı.

HOSTESLERİ DÜŞÜNMÜŞ

Hasankale’de koyu bir sohbet var. Teyo Pehlivan da masada. O sıralarda bir iş için uçakla Ankara’ya gidecek olan biri Teyo Pehlivan’a takılarak :

- “Pehlivan gel seni de uçakla götüreyim.”

Teyo alaycı bir ifadeyle cevap verir:

- “ Oğlum, sen daha anan garnındayken ben uçağınan gezirdim, bak bir keresinde gine uçağa binmişem ele elimi de camdan çıkarmışam, bir baktımki bitene gartal, hemen elimi uzattım, yakaladım aldım gartalı içeri. Ola bi baktım, hostesler nasıl cıvılir, nasıl cıvılir. Neyse bende gorkutmiyim zavallı gızları dedim ve bıraktım gartali, uçtu.”

12 Nisan 2010 Pazartesi

YUNANİSTAN'DA


Terzi İbrahim Sezen usta anlatıyor:
Teyo Pehlivan bir ara dükkanıma gelmemeye başladı. Uzun bir aradan sonra dükkanına gelmişti. Pehlivan sen neredeydin? Neden uğramazdın bizlere? Teyo dedi ki;
-“Yunanistan’daydım.”
-“Ya öyle mi, ne işin vardı orada?”
Teyo:
-“Yeğenim oradaydı yanına gittim. Orada denize girdim. Bir de Yunanlı kızla tanıştım. Kız bana Yunanca ismimi sordu. Dedim ki ben Hasankaleli Teyo Pehlivan. Herkes beni tanır. Ben de ona Yunanca sordum ki, senin ismin ne? Kız bana dedi ki, Benim adım Hadice!”
-"Ula Teyo, orada Hatice ne arar?"
-"Niye ola oğlum aralar da bizim değilmiydi?"

ATICI TEYO

Teyo yine bir gün heyecanla anlatmaktadır:

-”Rahmetli Atatürk, İsmet İnönü birde ben Suriye sınırına ava gettik, elimizde mavzerler var, birde ne görim havada bir bölük durna dönüp durir, hemen nişan aldığ ilkin Kemal Atatürk ateş etti, ama vuramadi, sonra İnöni atdi oda vuramadi, ben elime mavzeri alıp ya Allah Bismillah diyip tetige toğundum, birde bağdım bir bölik durna ayağımın dibine düşti, hemen Kemal Atatürk yanıma gelip sırtımı sıvazladi:

- "Aferim Teyo eyi atıcıymışsan" dedi.

BEN NE BÜLİM

Teyo pehlivan, Hasankale’de düzenlenen bir resmi güreşe çıkar. Rakibi İlçe dışından biridir, yabancı pehlivan bizimkini yener, hakem Hasankale’li olduğundan taraf tutar yenilgiyi saymaz. Tekrar güreşirler yabancı pehlivan tekrar yener. Bu kez yan hakemler kabul etmezler. Yabancı pehlivan bu duruma kızar, tuttuğu gibi bizimkini öyle bir yere çalar ki , iki omuzu yerde olan Teyo pehlivanın birde göğsüne oturarak der ki:

-“Şimdide mi yenilmedin?”

Teyo gayet pişkin cevap verir:

-“Ben ne bülim ula onnara sor!”