Minik kasabanın birinde bir papaz ve kendisi kadar dindar olan erkek papağanı varmış. Sabah akşam kafesinde dua edermiş. Cemaatten bir kadının da dişi papağanı varmış, papazın papağanı ne kadar ahlaklı ise kadının dişi papağanı da o kadar ahlaksızmış. Eve gelen misafirlerin önünde sürekli;
-‘Erkek, bana bir erkek!" diye bağırırmış.
Kadın kuşunun durumunu ve papaza anlatınca, papaz da;
- "Sen getir onu, benim papağanın kafesine koyalım da ahlaklı ve dindar olmayı öğrensin!" demiş.
Kadın alıp kuşunu papaza getirmiş, papaz da kendi kuşunun yanına, kafese sokmuş. Dişi kuşu görünce papazın papağanı başlamış bağırmaya;
-"Ohhh Tanrım şükür dualarımı kabul ettin, bana dişi gönderdin, ohhh!"
Vakti zamanında bir vilayette eşraftan birinin damadı bir bayram günü herkesten evvel el öpmeye gelmiş. Kayın pederinin yanına oturmuş. Fakat eş dost da tebrik için birer birer sökün etmeye başlamış. Her yeni misafir geldikçe misafire;
- "Hoş geldin, şöyle buyur." der.
Damadına da;
- "Sen biraz aşağıya çekil misafir otursun," emrini verirmiş.
İş o hale gelmişki oturacak bir kişilik yer kalmamış. Bunun üzerine damat bir hareket yaparak dışarı çıkmak arzusunu göstermiş. Kayın peder sormuş;
- "Gidiyor musun?"
- "Ne yapalım efendim, işimiz bir hoşgeldine kalmış," demiş.
Bir kadı, bir gün şikayetçi ile şikayet edilenlerden hangisinin haklı, hangisinin haksız olduğunu kestirememiş ve her ikisini de falakaya yatırarak bir temiz dayak attıktan sonra:
- "Oh, şimdi vicdanım rahat etti. Çünkü bu suretle hangisi haksızsa elimden kurtulamadı." demiş.
Kralın biri halkın gerçek düşüncelerini öğrenmek için kılık kıyafetini, degiştirip çarşıda dolaşıyordu. Derken bir bara girdi içkiyi fazla kaçırınca, kıyafet değiştirdiğini unutup, gevezeliğe başladı:
-"Siz ne sanıyorsunuz? Ben kralım, kral.. Koca sarayım var benim... Tacımı bir görseniz... İstersem hepinizi.."
Derken, garson gelmiş ve kralın öünüdeki içki şişesini almış:
-"Yeter be arkadaşım, daha iki kadehte krallığını ilan ettin. Bir tane daha içersen, ya İsa olacaksın, ya da Tanrı".