25 Kasım 2015 Çarşamba

NE ALIRSINIZ ?

Yahya Kemâl, Çağaloğlu yokuşu  sonunda  biraz nefeslenip dinlenirken, yandaki lokantanın garsonu fırlayıp gelmiş;  

-"Buyurun beyim, diye atılmış. Ne alırsınız?"

Yahya Kemâl, tebessüm edip:

-"Evlât, demiş. Müsaade edersen biraz nefes alacağım."

PİRİNÇ VE ÇİÇEK



Amerikalı bir politikacı, Çin'deki gezisinde mevkidaşına alaylı bir edayla sormuş:

-"Ölüleriniz, mezarlarına koyduğunuz pirinçleri ne zaman yiyecek?"

Çinli politikacı cevap vermiş:

-"Sizin ölüleriniz, koyduğunuz çiçekleri kokladığı zaman."

ALO 171


Sağlık Bakanlığı ALO 171 telefonu çalmış, görevli telefonu açmış:

-"Alo sigara bırakma hattımı?"

-"Evet buyurun."

-"Adresimi versem lütfen 2 paket sigara bırakırmısınız!" demiş telefondaki ses.

5 Kasım 2015 Perşembe

HOCA CAMİDE

Nasreddin Hoca vaaz vermek üzere camiye girmiş, ön safta tek bir kişi dışında cami boşmuş . Konuşup konuşmama konusunda düşünen hoca sonunda o tek kişiye sormuş;

-"Tek cemaat sensin. Sana göre konuşmalı mı, yoksa konuşmamalı mıyım?"

Adam cevap vermiş;

-"Hoca ben, ahıra girseydim ve bütün hayvanların kaçıp bir tanesinin kaldığını görseydim, yine de onu beslerdim."

Bu sözlere hak veren Nasreddin Hoca vaaza başlamış ezana kadar konuşmuş durmuş. Ne hikmetse cami yinede bomboşmuş. Dua da ettikten sonra kendini mutlu hissetmiş ve dinleyicisinin de vaazın çok iyi olduğunu onaylanmasını isteyerek sormuş:

-"Vaazımı nasıl buldun?"

Adam cevap vermiş;

-"Eğer ahıra girip biri dışında tüm hayvanların kaçtığını görseydim, onu beslerdim, beslerdim ama elimdeki tüm yemi ona verip hayvanı çatlatmazdım."

7 Ekim 2015 Çarşamba

KIŞ İÇİN TEDBİR

Kuzey'de sahil kentimizde trafik ekibi bir aracı durdurmuş, belge kontrolünden sonra trafik memuru;

-"Kış için ne gibi tedbir aldınız?" diye sormuş.

-"Altuma uzin paçalu don giydum!" diye cevaplamış sürücü.

21 Eylül 2015 Pazartesi

ENSEYE TOKAT


Nasrettin Hoca yolda yürürken, biri ensesine öyle bir vurmuş ki, neredeyse yere düşecekmiş, hiddetle dönüp bakmış; karşısında kasabanın kadısının genç yeğeni değil mi. Nasrettin Hoca sormuş:

-"Bre densiz! Ne cür'etle vuruyorsun!"

-"Sizi birine benzettim vurdum, ne var bunda kızacak." 

-"Yürü, kadıya gidiyoruz!"

Gitmişler kadıya, ikisini de dinleyen kadı efendi, Nasrettin Hoca'ya vuran yeğenine kıyamamış ve Nasrettin Hoca'yı yumuşatıp, akrabasını kurtarmaya çalışmış:

-"Hoca, hislerini anlıyorum. Bu durumda herkes aynı şeyi hissederdi. Şimdi bu genç adam kendine bir tokat atsa, kabul eder misin?"

Nasrettin Hoca ısrar etmiş:

-"Olmaz, mahkeme yapılsın."

Kadı efendi, bunun üzerine akrabası olan genç adama dönüp çaresiz kararını vermiş:

-"Ceza olarak Nasrettin Hoca'ya 5 kuruş ödeyeceksin, hemen gidip getir!"
 
Nasrettin Hoca, para almaya giden genç adamın dönmesini beklemiş. Bir saat geçmiş, iki saat geçmiş, ama genç adam ortalıkta gözükmüyormuş. Mahkeme kapısının kapanma saatine kadar bekleyen Nasrettin Hoca, kadı efendinin ensesine okkalı bir tokat indirdikten sonra demiş ki: 

-"Kusura bakma kadı efendi, daha fazla bekleyememem, gelirse söyle ona; 5 kuruşu sana versin!.

15 Eylül 2015 Salı

KAHVALTI


Yeni evlenen çiftimiz ilk gecenin sabahında ilk kahvaltılarını yapacaklardır. Eşinin uyuyor olmasını fırsat bilen damat bey, gelin hanıma mükemmel bir kahvaltı hazırlamak için işe koyulur. Sessizce yataktan kalkan damat, ilk olarak bahçenin en güzel köşesine masa ve sandalyeyi taşır. Yeşillikler içerisinde harika bir masa hazırlamaya başlar. Bal, süt, kaymak, reçel, çikolata, yumurta, tahin, pekmez, domates, salatalık derken müthiş kahvaltı hazırlıkları son bulmak üzeredir. Neredeyse “Bir tek kuş sütü eksik” denecek cinsten bir kahvaltı olmuştur. Son olarak bahçeden topladığı gülleri de masanın ortasına koyarak mışıl mışıl uyuyan karısının yanına gider. Gayet kibar bir şekilde uyandırdığı karısını bahçeye davet eder. Bütün olan bitenlerden habersiz olan gelin, elini yüzünü yıkayıp bahçeye çıkar. Gördükleri karşısında ne diyeceğini şaşırır. Mutluluk, şaşkınlık hepsi bir birine girmiş durumdadır. Karısının sandalyesini çekip oturmasını sağlayan damat son adım olarak ta karısının çayını doldurur ve onu öperek şöyle der;

– "Bundan sonra sabah kahvaltılarını böyle istiyorum karıcığım"