7 Nisan 2024 Pazar

CUMAYA KADAR ANCAK GİDERİM

 


Nasreddin Hoca günün birinde Akşehir’de pazarı dolaşmaya başlar. Bir taraftan pazarda gezerken, bir taraftan da tanıdıklarıyla sohbet eder. Bu arada da komşu köylerin birinden birkaç köylü ile karşılaşır. Köylüler Hoca’ya;

-“Hoca Efendi, bir cuma vakti bizim köye kadar gelseniz de sizin arkanızda bir namaz kılsak!” derler.

Bunun üzerine Hoca;

-“Neden olmasın, bu hafta geleyim!” der.

Nasreddin Hoca ertesi gün eşeğine binerek köyün yolunu tutar. Olacak bu ya, yolu üzerinde eski dostlarından biriyle karşılaşır. Selamlaşıp hoşbeş edildikten sonra tanıdığı, Hoca’ya sorar:

-“Hayırdır Hocam, nereye gidersin böyle?”

-“Filanca köye cuma namazı kıldırmaya gidiyorum.”

-“Ama Hocam, bugün günlerden salı. . . Cumaya daha üç gün var.”

Hoca, bir yandan eşeğinin boynunu sıvazlar, bir yandan da eski dostuna cevap verir:

-“Vallahi komşu, sen bu eşeğin huyunu suyunu bilmezsin; ben bununla o köye cumaya kadar ancak giderim.”

AYAKLARINI DÖRDE ÇIKARMAK


Nasreddin Hoca’dan hoşlanmayan komşularından birisi günün birinde onun önünü keserek;
- “Hoca Efendi, senin için ‘Evliya oldu, erdi’ diyorlar. Doğrusu inanmadım, eğer kerametin varsa benim dört ayaklı eşeğimi iki ayaklı yap da inanayım.” der. 

Adamın sözlerine sinirlenen Nasreddin Hoca; 

-“Be adam, ben eşeğin ayaklarını dörtten ikiye indirebilir miyim, bilmem. Fakat sen biraz daha konuşursan senin ayaklarını dörde çıkarabilirim.” der.

30 Mart 2024 Cumartesi

BALIK KAFASI

Temel ile Dursun İstanbul’a gelir ve bir Otele inerler. Otelci, vakit geç olduğu için yiyecek olarak sadece tek bir  balık kaldığını ve bunu paylaşmalarını önerir.

Temel:

-"Ben balığın sadece kafasını yiyeceğim" der. 

Hancı nedenini sorunca da, 

-"Balık kafası zekayı arttırır ve kafayı yiyen insan akıllı olur" der.

Bunu duyan Dursun hemen atılır ve;

-"Balığın kafasını niye sen yiyecekmişsin, onu ben yemek istiyorum" der.

Temel itiraz etmez ve balığın koca gövdesini mideye indirip bir güzel karnını doyurur.

Dursun ise balığın sadece kafasını yer ve sonra Temele dönerek;

-"Sen koca gövdeyi yedin, karnını doyurdun. Ben ise sadece kafayı yedim ve aç kaldım" der.

Temel hemen cevabı yapıştırır; 

-"Bak nasıl akıllandın!'.

6 Mart 2024 Çarşamba

DURSUN'UN ALNINDAKİ KIZARIKLIK


Trabzon'da yeni açılan AVM'de karşılaşan Temel, Dursun'a sormuş;

-“Alnundaki şişluk nedir ula?”

Dursun;

-“Şu ciruşdeki cam kapiyi cördün mi?”

-“Hee!”

-“Ama ben cörmedum da!”

17 Şubat 2024 Cumartesi

SEKRETER BEKLENİYOR


Öğretmen öğrencilerine; eğer büyük bir firmanın müdürü olurlarsa ne yapacakları konusunda bir kompozisyon yazmalarını ister. Öğrenciler tüm dikkat ve ciddiyetlerini takınarak yazmaya başlarlar. Ancak aralarından biri yazmaz. Öğretmen fark edince sorar;

– "Neden yazmıyorsun evladım?"

Öğrenci cevap verir.

– "Sekreterimi bekliyorum."

17 Ocak 2024 Çarşamba

HİNDİ

Meşhedi İstanbul'da dükkân açmıştır, İran'ın her konuda en ilerde olduğuna emindir. Başkalarının başarı öykülerinin asla altında kalmaz. Bir dostunun ziyafetine katılır, Kirkor'un mirasa konarak ansızın zengin olması kutlanmaktadır. Önce ortaya kocaman bir hindi gelir. 
Meşhedi sorar:

-"Bana bak Kirkor efendi, bu kuş nedir?"

Sofradakilerden birisi şaşkın açıklar:

-"Ne olacak, hindi!"

-"Hani hindi? İran'ın serçeleri bile bundan büyüktür, kimi kandırıyorsun?"

diye cevabı patlatır.


2 Eylül 2023 Cumartesi

ALLAH'IN RAHMETİ


Günün birinde bardaktan boşanırcasına yağmur yağmaktadır. Elbette yağmur yağdığı vakit ya koşulur, ya da bir yerlere sığınılır. Nasreddin Hoca da yağmurun yağışını ve sokakların yalnızlığını pencereden seyrederken bir de bakar ki yağmurdan kaçan bir adam. Hoca biraz dikkatli baktığında bunun bir komşusu olduğunu anlar ve pencereyi açarak;

-“Komşu, komşu, utanmıyor musun, niçin Allah’ın rahmetinden kaçıyorsun?” deyince adam koşmayı bırakır ve yavaş yavaş evine doğru gider. Bu arada adamın da ıslanmadık yeri kalmaz.

Ertesi gün hava yine yağmurludur. Bu defa Hoca Efendi alışveriş için sokağa çıkmıştır. O, işini bitirip de hızlı adımlarla evine doğru giderken bir gün önceki komşusunun evinin önünden geçer. Bu sefer komşusu;

-“Hoca Efendi, Hoca Efendi, sen dün bana ‘Allah’ın rahmetinden kaçılmaz. ’ demiştin; bak şimdi kendin kaçıyorsun.” deyince, Hoca komşusuna doğru döner ve;

-“Be adam! Ben Allah’ın rahmetinden kaçmıyorum, Allah’ın rahmetini çiğnememek için koşuyorum.” der.