Hastane kantininde oturmuş sandviç ve meyvesuyu ile kahvaltısını yapan adamın gözüne eli ağzında, kendisine iştahla bakan çocuk takıldı. Yediklerini masaya bırakarak kasaya yaklaştı ve aynilerinden çocuğada alıp önüne koydu. Çocuk minnetle bakarak iştahla yemeğe başladı. Tam o sırada çocuğun annesi geldi. Bir çocuğa, birde adama bakarak, ağlamaklı bir halde;
- "Bunu siz mi aldınız "diye sordu.
Teşekkür bekleyen adam mahcup bir şekilde.
-"Evet" dedi.
Kadın birden ellerini açtı ve bedduaya başladı.
-"Allah senin belanı versin. Aç karnına tahlil yaptıracaktık. Senin yüzünden yarın tekrar bu kadar yolu çekmek zorunda kalacağım." dedi.
5 Mart 2022 Cumartesi
1 Mart 2022 Salı
BAŞINI PENCEREDE UNUTMUŞ
-"Köylüm ben geldim." deyince, kapının arkasından değiştirilmiş bir ses duyulur:
-"Ah Hocam, ah! Evin sahibi buradaydı, az önce gitti, sizin geldiğinizi söylerim, mutlaka çok üzülecektir."
Hoca bu söz karşısında iyice sinirlenir ve;
-"Ev sahibine söyleyin, bir daha bir yere giderken başını pencerede unutmasın." der.
ÇORBA KOKUSU
Nasreddin Hoca’nın canı tarhana çorbası çekmiş. Üzerine ekmek doğrayıp çorba içme hayali kurarken kapısı çalınmış. Yan komşunun oğluymuş gelen.
– “Hocam annem çok hasta, yemek yapamadık. Bir tas çorban varsa verebilir misin?” diye sormuş.
Hoca mırıldanmış:
-”Bu komşular da bir alem! Kurduğum hayalin bile kokusunu almayı beceriyorlar.” demiş.
1 Şubat 2022 Salı
GEÇEN HAFTAYA SAY
Nasreddin Hoca hamama gitmiş, ancak içeri girdiği andan çıkıncaya kadar kimse onunla ilgilenmemiş ve hizmet etmemiş, çıkarkende yüklü bir bahşişle hamamdan ayrılmış.
Bir sonraki hafta tekrar hamama gitiğinde, verdiği bahşişi hatırlayan çalışanlar hocanın etrafında pervane olmuş. İzzet, ikram, temiz havlu, çay ve kahve, “oldukça fazla ilgiyle karşılanmış. Çıkarken de ona uzatılan bahşiş kutusuna hiç bahşiş bırakmamış.
Hamamcı şaşkın bir şekilde:
– “Hocam bu kadar hizmete bahşiş verilmez mi?” diye sormuş.
Nasreddin Hoca gülerek:
– “Geçen hafta zahmetsiz aldığınız bahşişe sayın!” demiş.
ORUÇ TUTAN TİLKİ
Köyde kümese tilki dadanmış, her akşam birtavuğu afiyetle mideye götürüyormuş. Köylüler çeşitli tuzaklar kurmuşlar ancak hepsinden kurtulmayı başarmış. Köylülerden biri;
- “Gelin bombalı bir tuzak kuralım." demiş.
Hafif patlayıcılı bir düzenek hazırlayıp, kestikleri tavuğun içerisine yarleştirip, hemen kümesin ağzına koymuşlar. Güneş batınca tilki gelmiş. Kümesin ağzındaki hareketsiz tavuğu görünce kuşkulanmış ve biraz uzağa çekilerek uzanıp beklemeye başlamış. Biraz sonra oldukça aç bir durumda kurt çıkagelmiş, sağa bakmış, sola bakmış ve tavuğu görmüş, tilkiye;
-“Orda tavuk var görmedin mi?” diye sormuş.
Tilki;
- “Gördüm ama ben bugün orucum topun patlamasını bekliyorum” demiş.
Kurt;
- “Ben oruç değilim. O zaman ben yiyebilirim.” demiş.
Tavuğun yanına gidip pençesini atmasıyla birlikte bomba patlamış. Tavuk bir tarafa, kurt bir tarafa savrulmuş. Kurt kan revan içinde yerde yatarken, tilki gelip tavukdan kalanları yemeye başlamış. Kurt kafasını zar zor kaldırıp, tilkiye;
- “Hani sen oruçtun!” diye sormuş.
Tilki;
-"Biraz önce top atıldı, duymadın mı?” demiş.
2 Ocak 2022 Pazar
DÜŞÜNEN KUŞ
Nasreddin Hoca Akşehir pazarında bir adamın başına toplanmış olan kalabalığa yaklaşır. Satıcı elindeki kuşu satmaya çalışmakta ve 50 Akçe istemektedir.
– "Hemşerim bu nasıl kuş 50 akçe istersin?"
– "Hoca efendi bu bildiğin kuş değildir bunun özelliği var."
– "Neymiş özelliği?"
– "Hocam bu kuşa papağan derler ve konuşur."
Hoca hemen eve koşar, kümesten hindisini kaptığı gibi pazara döner. Papağan satmakta olan adamın yanına durur ve yüksek sesle;
– "Bu gördüğünüz kuş sadece 100 akçeye, gel, gel!"
Herkesten çok papağan satan şaşar bu işe ve sorar.
– "Hocam 100 akçe çok değil mi bir hindi için?"
– "Sen 50 ye satıyorsun ama?"
– "Dedim ya hocam benim kuş konuşur ama."
– "Öyleyse, benimki de düşünür!"
AĞALAYACAK OLAN ANA
Nasrettin Hoca’nın iki oğlu Akşehir'in iki ayrı köyünde yaşıyormuş. Bir gün oğullarını dolaşmak için eşeğine binerek önce büyük oğlunun yaşadığı köye ulaşmış.
Büyük oğul babasını görünce dertlenmiş;
– “ Baba, bütün sermayemi şu çömleklere yatırdım. Hava güneşli olur da, tez zamanda hepsi kurursa hayatım kurtulacak, ama olur da yağmur yağarsa anam ağlayacak!”
Bir süre sohbet ve duadan sonra, Nasrettin Hoca onun yanından ayrılıp, diğer köydeki küçük oğlunun yanına gitmiş.
Babasını endişeli bir şekilde karşılayan küçük oğlu;
– “ Baba, varım yoğum şu tarlada, vaktinde yağmur yağarsa, ekinlerim bol gelecek, hayatım kurtulacak. Olur da kuraklık gelirse anam ağlayacak” demiş.
Hoca Nasrettin eve dönmüş, canı çok sıkkınmış.
Hanımı;
– “Hayrola hoca, canın bir şeye mi sıkkın? Neden yüzün asık” demiş.
– “Benimki bir şey değil hanım, asıl en kendi halini düşün. Yağmur yağsa da, yağmasa da sen hep ağlayacksın.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
